Sevilla Gezi Rehberi: Bilseydik Daha Önce Gelirdik!

Madrid ve Barselona’nın buram buram büyük şehir havasını çıkarın, Akdeniz’in mis gibi havasını ekleyin ve bu denklemde İspanyol neşesine hiç dokunmayın. Son olarak, güncel bir göç dalgası yerine, köklü bir kültürel karışımı da ilave ettiniz mi Sevilla’yı tanımlamak için doğru verilere ulaşmış ve Sevilla gezi rehberi için hazırız demektir. Endülüs Bölgesi’nin en büyük şehri Sevilla, muhtemelen Endülüs’ün birkaç şehrini daha birleştireceğiniz bir gezi planının parçası olarak listenize girecektir. Bu noktada, Sevilla gezilecek yerler hususuna parmak basmadan önce, Endülüs rotanızı planlarken yararlanabileceğiniz Endülüs’e Giriş yazısına da bakmak isteyebilirsiniz. Parantezi kapatıp Sevilla’ya odaklanabiliriz. Bir tecrübe bin nasihatten iyidir ilkesinden yola çıkarak Sevilla ile ilgili genel izlenimlerimizi eklemek istiyoruz.

Sevilla’ya gitmek için bizce en güzel mevsim sonbahar. Kasım sonunda gerçekleştirdiğimiz seyahatimizde, hava bizi hiç bunaltmadı. Zaman zaman yağmur yağsa da gezmeye engel olacak bir durumla karşılaşmadık. Gönül ister ki, her yere yaz ya da bahar aylarında gidelim. Ancak eminiz ki söz konusu İspanya’nın güneyi ise ve bir deniz tatili yapmayacaksanız bu arzuyu Sevilla için kenara kaldırmak isteyeceksiniz. Yazın ortalama sıcaklık 28 derece iken kışın 11 derece civarında. Yaz ve bahar aylarında şehir çılgın bir kalabalığa bürünürken, kışın kuyruk beklemek zorunda kalmadan, tertemiz bir havada seyahatinizin tadını çıkarabilirsiniz. Bir de yoğunluk sebebi ile artan konaklama ve uçak masraflarını da hesaba katarsak, terazide sonbahar daha da ağır basıyor.

Giralda Çan Kulesi

Sevilla’da konaklama için bizce en uygun bölge Santa Cruz Bölgesi’ndeki oteller. Santa Cruz, Alcazar Sarayı ve Sevilla Katedralini de içine alan tarihi şehir olarak adlandırılan bölge. Konakladığımız oteli buraya iliştiriyorum. Konum olarak çok memnun kaldığımız için, otel seçiminde konumu referans alabilirsiniz. Genel olarak her yer yürüme mesafesinde olduğu için verebileceğimiz en işe yarar tavsiye nehrin karşı yakasında konaklamayı tercih etmeyin yönünde olabilir. Turistik merkeze en uzak bölge diyebiliriz.

Sevilla’da ulaşım bütçenizi rahatlatacak yönde. Çünkü neredeyse toplu taşıma kullanmanıza gerek yok. Tabi ki bu tespit, günde 20-25 bin adım atmakta sakınca görmeyenler için. Vakit darlığınız varsa da tramvay ve otobüslerden yararlanabilirsiniz. Otobüs kullanacaksanız C3, C4 nolu otobüsler tarihi kentin dışından ve C5 nolu otobüste tarihi kent merkezinde birçok yere gidiyor. Tek kullanımlık otobüs bileti 1,40€ ve otobüsten alınabilir. Bir diğer alternatif ise tramvay. Tek kullanımlık biletleri tramvay istasyonlarındaki makinalardan 1.20€ karşılığında tedarik edebilirsiniz. Bir başka yol ise limitsiz kullanabileceğiniz günlük ya da üç günlük biletleri tercih etmek. Bir günlük sınırsız toplu taşıma bileti “Tarjeta Turista” 5,00€, üç günlük ise 10,00€.

Dikkat dikkat!! Sevilla’da tuhaf bir ceza yemenizi istemeyiz ve uyarıyoruz. Eğer bizim gibi araba kiraladıysanız, arabayı sadece otoparklara bırakın. Zaten o daracık sokakları görünce araba ile dolaşmanın çok daha büyük eziyet olacağına ikna olacaksınız. Endülüs’ün diğer şehirlerine ulaşmak içinse araba en konforlu seçenek. Bu konudaki detaylar ilk yazıda. Pazartesi ve Cumartesi günleri saat 08.00 ve 22.00 arasında tarihi merkezde arabanızı 45 dakikadan fazla bırakırsanız 200€’luk bir ceza ile karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden otoparklara yönelin. Sevilla’da bulabileceğiniz otoparkları da bu adresten görebilirsiniz.

Müzelere giriş konusunda Sevilla Card’tan yararlanabilirsiniz demeyi istesek de ismi olup cismi olmayan bir kart. Şu anda satışı yapılmıyor. Ancak siz gideceğiniz tarihler için tekrar kontrol edin. Sevilla Card 32.00€ ve bazı müze, restoran ve turlarda indirim ve ücretsiz giriş seçenekleri sunuyor. Geçerli olan yerlerin listesini kontrol etmeden almayın. Hüsran olmasın.

Plaza del Cabildo

Muhtemelen Sevilla’nın en kalabalık tarihleri Semana Santa, Feria de Abril (4 Maıs-11 Mayıs), Rocio Pilgrimage (31 Mayıs-1 Haziran) dönemleri olacaktır. Bu festivallere denk gelmek seyahatinizi çok daha keyifli kılacaktır. Sadece bazı yerlerin kapalı olabileceğini hesaba katarak daha planlı hareket etmek gerekebilir.

Sevilla’da su masrafı da yok. Çeşmelerden içme suyu depolayabilirsiniz. Yeme-içme hususunda ise Avrupa’nın birçok yerine göre ekonomik bir şehir olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuyu yeme-içme bölümde detaylandıralım. Ve gelelim esas meselemiz Sevilla’da gezilecek yerlere.

Sevilla Gezilecek Yerler:

Santa Cruz Bölgesi: Online ve offline haritalarınız olmasa, “sokaklarda kaybolmak istiyorum” romantizmini yaşayabileceğiniz yerlerden biri de Sevilla’nın tarihi kent merkezi. Geleneksel turist haritalarıyla yolunuzu bulmak bir hayli zor olsa gerek. Bu anlamda teknolojiye teşekkürlerimizi iletiyoruz. Çoğunluğu iki yaya ve bir arabanın yan yana duramayacağı derecede daracık sokaklardan oluşan bölgede Sevilla’nın en gözde turistik noktaları bulunuyor. Kentin bu bölümü aynı zamanda Orta çağda Yahudi nüfusunun yoğun olduğu mahallelerden biriymiş.

Santa Cruz Bölgesi

Real Alcazar de Sevilla /Alcazar Sarayı: Bugünkü Sevilla ve genel olarak Endülüs Bölgesi kelimenin tam anlamıyla bir kültürel karşımın eseri gibi. Bu eserin en somut örnekleri ise mimaride kendini gösteriyor. Alcazar Sarayı da “Müdeccen” mimari adı verilen, Endülüs Müslümanları ile başlayan, demografik değişimler sonucu Yahudi ve Katolik mimari üslubun da eklenmesiyle ortaya çıkan, göz kamaştırıcı bir yapı olarak sizi bekliyor. Göz kamaştırıcıdan kastımız altın varaklar, yüksek kubbeler değil. Hatta biraz köhne görünen duvarların arkasında hem sade hem de olabildiğince ihtişamlı bir sarayın olduğuna ikna olmuyorsunuz ilk görüşte. Ancak Alcazar’ı gezmeye başlayıp, içerdeki el işçiliğini görünce kocaman bir “woww” doğal bir tepki olarak çıkıveriyor.

Game of Thrones izleyenler beşinci sezondaki Alcazar bölümlerini hatırlayacaktır. Nitekim, Alcazar Sarayı Game of Thrones’dan önce de Cennetin Krallığı ve Arabistanlı Lawrence filmlerinde de yer almış. Popüler kültür bir yana, bizce kesinlikle görülmesi gereken yerlerden bir tanesi. Alcazar Sarayı’nın ana girişi Puerta del Lion” yani Aslan Kapısı. Online haritalar girişi konusunda kafa karıştırırsa üstünde aslan figürü olan kırmızı kapıya yönelin. Önündeki kalabalıktan bulamam şansınız da çok düşük.

Giriş Ücreti: 11,00€. Ekim ve Mart ayları, Pazartesi-Pazar 09.00-17.00 arası Eylül ve Nisan Ayları 09.00-19.00 arası ziyaret edilebilir.

Real Alcazar

Giralda/ Sevilla Katedrali: Dünyanın en büyük üçüncü katedrali Eski Kentin tam göbeğine konuşlanmış. Muhtemelen şehir bu ibadet merkezinin etrafından oluşmaya başlamış. Giralda ise Sevilla Katedrali’nin heybetli çan kulesine verilen isim. Katedral büyük, katedral çok güzel ancak Endülüs Mimarisi’nin göbeğindeyken sizi ne kadar sürprize sokar onu bilmiyoruz. Colomb’un mezarı da bu katedralde bulunuyor. Turistik ziyaretler için Pazartesi 11.00 ve 15.30, Salı-Cumartesi 11.00- 17.00 ve Pazar günleri de 14.30 ile 18.00 arası açık. Giriş ücreti 9,00€. Katedralin önü arkası meydan, hal böyle olunca da yolunuza Plaza Virgen de los Reyes ve Plaza del Triunfo’da görebileceğiniz yerlerle devam edin.

Sevilla Katedrali-Giralda Çan Kulesi

Batı Hint Adaları Genel Arşivi: Plaza del Triunfo’da karşınıza çıkacak kocaman bina, İspanya Krallığı’nın çoğunluğu Amerika ve Filipinler’de gerçekleşen ticaret kayıtlarının saklandığı bir arşiv. 1987 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’nde kendine yer bulan arşivi ücretsiz gezebilirsiniz. Belki bizler için pek bir şey ifade etmese de aslında kocaman bir sömürgecilik arşivi.

Batı Hint Adaları Genel Arşivi

Casa de Pilatos: Endülüs Saray mimarisi örneklerinden biri olan saray Medinacelli Dükü’nün ikametgahı olarak kullanılmış. Mimari açıdan gezdiğiniz birçok “Casa” ile benzer olsa bile burayı diğer örneklerinden ayıran çok güzel detaylar var. Özellikle avludaki duvarları kaplayan azulejoları  (seramikler) gördüğünüzde bize hak vereceğinizi düşünüyoruz. Giriş ücreti 8.00€, üst katı da gezmek isterseniz 10.00€. Üst katı sadece grup eşliğinde gezebiliyorsunuz.

Casa de Pilatos

Plaza de Espana: Yeryüzünde kaç tane Plaza de Espana var bilmiyoruz. Bir hayli olsa gerek. Ancak kendimizce emin olduğumuz bir husus var ki, bu meydan içlerinde en göz alıcı olanı. Maria Louisa Parkı’nı da içine alan kocaman, hilal şeklindeki meydan 1920’li yıllarda İber-Amerikan fuarı için inşa edilmiş. Bildiğiniz bütün mimari üsluplardan bir parça görebileceğiniz yerlerden de bir tanesi. Meydandaki azulejolar (seramikler) Triana Bölgesi’ndeki atölyelerden çıkmış. Starwars Episode II’de Naboo Gezegeni için kullanılan mekanlardan da bir tanesi. Sabah erken saatlerde gitmeniz Asyalı turist kafileleri ile denk gelme ihtimalini azaltabilir. Maalesef sıfırlar diyemiyoruz.

Arenal Bölgesi:

Santa Cruz ile Guadalquivir nehri arasında kalan bölge, eski şehrin daracık sokaklarının nehre döküldüğü nokta gibi. Nehir kenarına inerken fazladan birkaç sokak ekleyerek görebileceğiniz yerlerden biri Plaza del Cabildo. Antikacı gezmeye seviyorsanız bu avluya bir göz gezdirin. Buradan Hospital de la Caridad’a uğrayabilirsiniz. On yedinci yüzyılda fakirler için yapılan hastane ve kilise, Endülüs ve Katolik mimarisinin iç içe geçtiği yerlerden biri. Müze de Sevilla doğumlu ünlü İspanyol ressam Murillo’nun eserlerini görmek de mümkün. Giriş ücreti 8,00€ ancak ziyaret için pazartesiyi seçerseniz 15.30-19.30 arası ücretsiz gezebilirsiniz.

Hospital de la Caridad

Torre del Oro: Sevilla’da kısıtlı vaktiniz varsa uzaktan görmekle yetinebileceğiniz yerlerden biri. Kulenin hikayesini tahmin etmek zor değil. Gualdalqivir Nehri’nden gelebilecek saldırılara karşı askeri bir gözlem kulesi olarak on üçüncü yüzyılda inşa edilmiş. Orta çağda hapishane olarak da kullanılmış. Şu an içerisinde İspanya’nın denizcilik tarihi ile ilgili küçük bir müze var. Kulenin manzarası için de çok etkileyici diyemeyeceğiniz. Vakit sıkıntımız olmadığı için biz gezmiş bulunduk. Buraya kadar gelmişken, caddenin hemen karşısındaki Torch Coffee’de güzel bir kahve içebilirsiniz. Nitekim şehrin turistik kesiminde üçüncü dalga kahveci arayanlar için güzel bir alternatif.

Sevilla Boğa Güreşi Alanı: Boğa güreşi geleneğinin İspanyol kültüründeki yerine hepimiz hakimiz. Bir kesime göre bir eğlence olarak adlandırılan bu gelenek, önceden yorulmuş ya da yaralanmış boğaların matadorlar tarafından öldürülmesiyle sonlanan bir sürece dayanıyor. Endülüs Bölgesi’nde ise birçok boğa güreşi alanı var. Sadece önünden geçmekle yetindiğimiz arenayı gezmek isterseniz aradığınız bilgi bizde yok.

Sevilla Boğa Güreşi Alanı

Sevilla’nın çarşı pazarı, esnafı, İstiklal Caddesi nerede diye soranlara sesleniyoruz. Öncelikle Plaza Nueva’ya uğrayarak Calle Sierpes üzerinde gezmeye başladığınızda aradığınız curcunaya kavuşacaksınız. Hafta sonu ve hava da güzelse, bir karınca yuvasına dalıp, aralarında yönünüzü bulmaya çabalıyormuş gibi ya da bir anda şehrin turistik vitrininden çıkıp insanların arasına karışmış gibi hissetmeniz çok normal. Çünkü burada kim turist kim değil pek de belli olmuyor.

Regina Bölgesi: Kalabalıktan daha az nasibini almış, Sevilla’da bir günden fazla zaman geçiren ve dersine biraz daha çalışan turistlerin uğradığı noktaları da barındıran bölgenin simgesi Setas de Sevilla nam-ı diğer Metroparasol.

Las Setas de la Encarnacion: Bilinen adıyla Metroparasol, dünyadaki en büyük ahşap yapı olma iddiasıyla Encarnacion Meydanı’nda yükseliyor. Bu tanımlama görüntüsünden dolayı yapılmış olabilir çünkü biz işin ahşap kısmına vâkıf olmadık. Bize oldukça metal bir yapı olarak göründü. Alman mimar Jürgen Mayer tarafında tasarlanan yapı hem güzel, hem de Sevilla gibi eski bir kentte bir anda karşınıza çıkınca biraz kafa karıştırıcı hissettiriyor. Eski eski geziyorduk şimdi bu nereden çıktı diyebilirsiniz. Nereden çıktığını da söyleyelim. Encarnacion Meydanı’nda on dokuzuncu yüzyıldan beri bir Pazar kuruluyormuş. Ancak 1950li yıllarda kentsel dönüşüm çerçevesinde bu bina yıkılmış. Doksanlı yıllara kadar da bölgede pek bir hareketlilik olmamış. Gel zaman git zaman bölgeye otopark yapılması kararlaştırılmış. Ancak kazılar sırasında bölgeden bir de Roma kalıntıları çıkınca proje başkalaşım geçire geçire bugünkü halini almış. Sonuç olarak Metroparasol’un alt katında antik-Roma kalıntılarını gezebileceğiniz bir müze “Antiquarium”, yemek pazarı ve en üst katında Sevilla manzarası izleyebileceğiniz tuhaf yapı var. Biletinize, Antiquarium ve terasta içebileceğiniz bir içki de dahil.

Palacio de las Duenas: Çok eski tarihini bir kenara bıraktığımızda, son zamanlarda İspanya’nın ünlü aristokrat ailelerinden birine ait olan ev, Endülüs Mimarisinin örneklerini görebileceğiniz en güzel yerlerden bir tanesi. Giriş ücreti: 10,00. Sevilla’da yeterli vaktiniz olduğuna inanıyorsanız mutlaka gezin deriz.

Palacio de las Duenas-Casa Alba

Almeda / Feria Bölgesi: Adım adım eski kentten uzaklaştığımıza göre, biraz daha uzaklaşmaktan kimseye zarar gelmez. Çünkü bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen biraz daha detaylı gezmek niyetindesiniz. O zaman Feria Caddesi üzerinden yürümeye devam edin ve Sevilla’nın alternatif noktalarını da rotanıza ekleyin. Sevilla’ya ilk kez geldiniz ve iki gün gibi bir zamanınız var, tabi ki müthiş yapıları bir kenara bırakın ve buralara gelip bir kahve içmeyi ya da gece hayatını keşfedin demiyoruz. Ancak yine de biz bilinçaltınıza buraları da işleyelim. Belli olmaz.


Feria Bölgesi

Feria Bölgesi, gece hayatı, tapas barlar, kahveciler ve butik mağazaların bir arada olduğu renkli bir bölge. Mercado de Feria bu bölgede görülecek yerler listenize eklenebilir. İspanya’nın yeme-içme pazarlarını seviyorsanız tam size göre. Feria, aynı zamanda bit pazarı ve vintage severler için de doğru adres. Calle Feria’da her Perşembe kurulan Bit Pazarı (Mercadillo de los Jueves) güzel bir güne başlangıç aktivitesi olacaktır. Perşembe’yi kaçırırsanız Pazar sabahı için aynı bölgedeki Alameda Pazarı’nı (Mercadillo de Alameda) da gezebilirsiniz. Paris’in Marais’i, Madrid’in Malasana ve Lavapies’i varsa Sevilla’nın da Feria ve Alameda’sı var. Sanıyoruz, böyle anlatınca taşlar yerine tam oturuyor. Yeme-içme, eğlencenin yanı sıra bölgede Palacio Marqueses de la Algaba da ziyaret edebileceğiniz adreslerden biri. Rönesans dönemine ait rezidans Sevilla’da gezeceğiniz diğer soylu evlerine çok benzerlik gösteriyor. 09.00 ile 14.00 arası ziyarete açık. Bir noktadan sonra bu saray yavrularının hepsi birbirine benzer gelse de çok güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Feria Bölgesi’nin hemen komşusu, ismini Macarena Bazilikası’ndan alan Macarena Bölgesi. Macarena Bazilikası’na giriş ücreti 5.00€. Alameda ve Macarena Bölgeleri’nde on beş yıl öncesine kadar neredeyse yerleşim bile yokmuş. Haliyle şehrin turistik yüzünün en yansıdığı yerler. Almeda ve Macarena Bölgesi’nde gezilecek yerleri toparlayacak olursak;

  • Hercules de Alameda
  • Palacio Marqueses de la Algaba
  • Basilica de la Macarena
  • Mercado de Feria
  • Mercadillo de los Jueves

Triana Bölgesi: Guadlquivir Nehri’nin karşı yakası, bir zamanların çingene mahallesi olarak bilinen, ünlü Flamenko dansçılarının ve matadorların doğum yeri olarak nam salan bölge turistlerin genelde karşı yakadan, kıyıdaki evleri fotoğraflamakla yetindiği pek de ayak basmadıkları bir yer olarak biliniyor. Calle Betis’teki rengarenk evler ve nehir kıyısında dolaşmak dışında pek de bir aktivite yok gibi görünse de kaynaklar, Flamenko gösterileri izleyebileceğiniz birçok güzel barın olduğunu yazıyor. Plaza de Espana’da da göreceğiniz seramikler (azulejos) eskiden bu bölgede yapılıyormuş. Şu anda bu seramik atölyelerinden çok kalmamış. Celle Betis ve Calle Pureza, Calle Rodrigo de Triana ve çarşı eşrafının konumlandığı Calle San Jacinto üzerinde keyifli bir yürüyüş rotası, bolca fotoğraf çekebileceğiniz otantik evler ve Sevilla’dan insan manzaraları gözlemleyebileceğiniz sokaklar ve avlular çıkaracak karşınıza. Mercado de Triana’da birşeyle atıştıracağınızı da varsayarsak bir iki saatlik zaman dilimi Triana’nın tadına bakmanız için yeterli olacaktır.

Triana

Karşı yakaya geçmişken başka neler yapılabilir derseniz, bölgenin size sunduğu seçeneklerden biri de Çağdaş Sanatlar Müzesi. Centro Andaluz de Arte Contemporena’ya ulaşmak için ya uzun bir yürüyüşü tercih edebilir ya da c1-c2 ya da 5 numaralı otobüsleri kullanabilirsiniz. Pazartesi günleri kapalı olan müzeye giriş ücreti 3,00€. Sadece süreli sergileri gezmek isterseniz 1,80€ ödemeniz yeterli.

Özlü bir kapanış cümlesi yazmak isterdik ama sadece tek temennimiz var. Umuyoruz bu yazıyı okuyan herkes bu coğrafya ile tanışma imkanı bulur.

Herkese keyifli seyahatler…

Written By
More from meltemkol

Bükreş Gezi Rehberi: Adım Adım Bükreş İpuçları

Romanya’nın başkenti olduğunu ve uzun süre Osmanlı egemenliği altında kaldığını bildiğim Bükreş...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.