Selanik Gezi Rehberi

Beyaz Kule

Selanik, birçoğumuz için anneannelerin, babaannelerin geride bıraktığı, anılarında yaşattığı ve çoğu zaman özlemle bizlerle paylaştığı Ege’nin karşı kıyısında, belli bir jenerasyon için özlenen şehir. Daha gençlerimiz içinse ilk okul yıllarında hayat bilgisi dersinde Atatürk’ün doğduğu şehir olarak tanıştığımız, lise ya da üniversitede ise İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ana yurdu olması sebebi ile hafızamızda iyice yer eden ve içten içe hep merak ettiğimiz bir şehir. Gençler için genellikle ertelendiğini düşündüğüm, orta yaş ve üstü içinse hep listenin başında olan şehirlerden olan Selanik, bence herkesi besleyecek bir program vadediyor. Selanik sahip olduğu genç nüfusun getirisi olarak hareketli bir şehir olmayı başarmış. Gitmeden önce çok daha sakin bir şehir ile karşılaşacağımı düşündüğüm için, Selanik’in kalabalığı, araba sayısının fazlalığı beni bir hayli şaşırttı. İzmir’e benzerliği ile söylenen her şeye katılmakla birlikte, bazı caddelerinde Mecidiyeköy, Laleli havası hissettiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. Yunanistan’ın en kalabalık ikinci şehri olan Selanik’te, dünya çapında hizmet veren zincir mağaza ve restoranların azlığı ise dikkat çekici. Elbet varlar ama her yerde karşınıza çıkmıyorlar. Avm derseniz, havalimanına giderken sadece bir tane gördüm.

Selanik-Merhaba Kordon

Toplumsal hafızamızdaki yadsınamaz yeri ile Selanik’te gezilecek yerler listesi yaparken, o hafızayı tazeleyecek birçok yer karşımıza çıkıyor. Ancak Selanik’te gezilecek yerler listesinden önce konaklama ve şehir içi ulaşım ile ilgili birkaç bilgi not düşeyim.

Selanik’te konaklama tercihimizi Egnatia Caddesi’ndeki otellerden yana kullandık. Ancak bu caddenin çok gürültülü olduğunu söylemek gerek. Bana Selanik’te Laleli-Aksaray esintisi yaşatan cadde tam olarak burası. Konum olarak bir hayli merkezi olmakla birlikte, caddede ara sokaklara sapmadan bir yürüyüş yaptığınızda biraz demode vitrinler, pek de estetik olduğunu düşünmediğim binalar sizi bekliyor. Ancak hem kordona çok yakın hem de caddenin arka sokaklarında memnuniyetle ayrılacağınız kafeler mevcut. Bu cadde öyle bir hat ki, bir ara sokağı Ladadika’ya yani Selanik’in en meşhur eğlence bölgesine ulaşmanıza aracı olurken, başka bir sokağı çarşı pazarın içine açılıyor.

Selanik’te ulaşım genel olarak yürüyerek halledilebilir. Ancak yine de bir günde her yeri yürüyerek gezebilirsiniz dersek bence abartmış oluruz. Bunun temel sebebi, Selanik’te görülecek yerlerin başında olan Ano Poli’nin (Yukarı Şehir) adı üstünde bir tepe üzerine kurulu olması. Otobüsler Selanik’te oldukça yoğun çalışıyor. Metro seçeneği mevcut değil. Biz Ano Poli’ye giderken yararlanmak dışında başka bir ulaşım aracı kullanmadık. Taksi ücretleri ile ilgili bilgiler ise şu şekilde:

  • Selanik Havalimanı- Egnatia Caddesi: 16€.
  • Beyaz Kule (Sahil)-Ano Poli: 6€.

Selanik’i gezmeye nereden başlamalı derseniz, tavsiyem ilk olarak Ano Poli’ye çıkarak Bizans Surlarını ve oradaki mahalleleri gezmeniz yönünde olur. Bir kere bu tepeye çıktıktan sonra, iniş güzargahınızı Atatürk Evi ve Müzesi üzerinden yaparsanız, geriye daha düz ayak yerler kalacaktır. Bu ön bilgileri verdikten sonra, benim gözümden iki gece üç gün Selanik’te gezilecek yerlere bakabiliriz.

Merhaba Aşağı Selanikliler-Ano Poli

Ano Poli/ Bizans Surları/ Trigoniou Kalesi: Selanik’e tepeden bakabileceğiniz, cumbalı ve iki katlı Osmanlı evleri ile çevrelenmiş, yürüdükçe küçük bir kasaba ya da köy meydanında olduğunuz hissine kapılmanıza sebep olacak eski şehir, aşağıda kalan şehre göre oldukça sessiz, sakin. Burada göreceğiniz kale ve surlar 1917 yılında çıkan yangından geriye kalan son parçalar. Bu surlar, bir zamanlar, deniz kenarında bulunan Beyaz Kule’ye kadar uzanıyormuş. Trigoniou Kalesi’nden biraz daha tırmanarak Yedikule’ye ulaşabilirsiniz. Bu bölgede de birçok taverna, restoran ve kafe bulmak mümkün. Ancak bu seçeneği akşam kullanmak istediğimiz için sadece kahve molası vermekle yetindik. Taksicinin bize söylediği burada fiyatlar biraz daha artıyormuş. Çok yadırganacak bir durum değil tabi ki. Buraya 22 ve 23 no’lu otobüslerle ulaşabilirsiniz.

Ano Poli-Selanik
Ano Poli Sokakları

Ano Poli’de oturmuş bir kahve içerken bir tepe üzerine konumlandırılmış bir kilise dikkatimi çekti. Yeşil bir tepenin üzerinde kiremit rengi ve beyaz görüntüsü ile beni peşinden sürükleyen bu mimari Agios Pavlos Ortodoks Kilisesi’ymiş.

Aghios Pavlos Kilisesi

Atatürk Müzesi: Ano Poli’yi çevreleyen surların kenarından aşağıya inmeye başladığınızda haritanızın da yardımı ile Atatürk Müzesi’ne ulaşabilirsiniz. Burası aynı zamanda Türk Konsolosluğu’nun olduğu bina. Sadece adınızı yazarak, ücret ödemeden gezebileceğiniz müzeyi dışarıdan gördüğünüzde ilkokul günleriniz aklınıza gelecek. Bu evin fotoğrafını görmemiş olanımız sanıyorum yoktur. Atatürk’ün evi tabi ki restore edilmiş, içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’e dair bazı şahsi eşyalar sergileniyor. Müze olarak beni çok tatmin ettiğini söyleyemem. Hayat bilgisi kitabının içine girmiş gibi hissetsem de orada bulunmanın verdiği manevi hazzı es geçmiyorum. Bu sokakta, birçok Türk işletmesi görmek de mümkün.

Atatürk Evi ve Müzesi

Rotunda/ Hortacı Süleyman Efendi Camii: Selanik’te Pantheon esintileri yaşatan Rotunda’nın ortaya çıkışı Bizans İmparatoru Caius Galerius’un kendisine bir mezar olarak inşa ettirmesi ile ilişkili. Ancak burası imparatora mezar olmaktan ziyade şu an Unesco Dünya Mirası listesine dahil olmuş ve tarihte ibadethane işlevi görmüş. Binanın orijinaline bir apsis eklenerek kiliseye çevrilmiş. Osmanlı Devleti Selanik’i topraklarına kattıktan bir müddet sonra, 1591 yılında Camii olarak kullanılmaya başlanmış. Evliya Çelebi’nin kaynaklarında Hortacı isminin Selanik yakınlarındaki Hortaç Dağı ile Şeyh Hortaç’ın türbesinin bulunduğu Hortas köyünden alındığı belirtilmiş. 1912 yılında Selanik’in Osmanlı hakimiyetinden çıkması ile tekrar kiliseye çevrilmiş ve 1923 yılında Anadolu’dan gelen Rum göçmenlere de bir müddet ev sahipliği yapmış. Tarihi oldukça yoğun ve hareketli olan bu yapı, içine girdiğinizde size hissettirdiği boşluk ve ferahlık için bile ziyaret edilebilir. Giriş Ücreti: 2€.

Hortacı Camii

Arch of Galerius/ Galerius Kemeri: Rotunda ile beraber, bu iki yapı Selanik’in Roma dönemine ait yüzünü bize gösteren eserler. Biz Selanik’i hep Osmanlı dönemini ile hatırladığımız için, şehrin tarihinin çok eskilere gittiğini bize anımsatması açısından önemli olduklarını düşünüyorum. Kemerin çok küçük bir parçası günümüze ulaşmayı başarabilmiş. Üstündeki figürler ise Roma İmparatorunun Persliler karşısındaki zaferini simgeliyormuş. Selanik’in oldukça yoğun bir caddesinde öylece ortada duran kemeri hayal gücünüzde tamamlayıp, antik bir Roma şehri planlamasını hayal etmenizi öneriyorum.

Arch of Galerius- Galerius Kemeri

Aya Sofya Kilisesi/ Church of Agia Sophia: Hortacı Camii ile ortak kaderi paylaşan, 1600 yıllık bir tarihi olduğu bilinen ve Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan bu kilise, Selanik’teki en eski Bizans Kiliselerinden bir tanesi. Daha önce burada bulunan başka bir dini yapının üstüne yapıldığı söylenen kilise, 1430 yılında camiye çevrilmiş. 1912 yılında ise tekrar kilise olarak kullanılmaya başlanmış. IV. Haçlı Seferi’nde Haçlılar tarafından da katedral olarak kullanılmış. Kilisenin olduğu yer oldukça merkezi. Sağ tarafındaki yolu seçtiğinizde bir okul sokağına gireceksiniz. Bu sokak akşamları oldukça hareketli. Sokağa ayık kafa girip, başınız dönerek çıkabilirsiniz. Kilise duvarları ise akşamları gençlere mesken olmuş. Solundaki yoldan ilerlediğinizde ise birçok güzel kafe ve restoranın bulunduğu sizi sahile ulaştırabilecek bir caddeye giriyorsunuz. Ayasofya, Selanik’in en hareketli iki caddesi Tsimiski ve Egnatia arasında bulunuyor. Tsimiski Caddesi için Selanik’in daha küresel yüzü diyebiliriz. Selanikliler burada oldukça güzel mekanlar ortaya çıkarmışlar. Egnatia ise biraz daha geleneksel market ve dükkanların olduğu, bedestenlere, balık pazarlarına açılan bir cadde.

Selanik-Ayasofya Kilisesi

Aya Dimitri Kilisesi: Bu Kilise Selaniklilerin en gözde kiliselerinden biri olarak kabul ediliyor. Bizans mimarisinin örneklerinden biri olmakla birlikte, Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş. 4.yy’da eski Roma hamamı yıkıntılarının üstüne bir şapel inşa edilmiş. Genel olarak, Selanik’te Bizans döneminden kalan bu kiliseler, Ortodoks kültürüne ait ikonları, dekorları ile sanat tarihçilerinin ilgisini çekebilecek örnekler sunuyor. Bu kiliseleri gezerken, Katolik Avrupa ülkelerinde gördüğümüz kiliselerden ayrıştıkları yerleri tespit edebiliyorsunuz. Tamamen görsel farklardan bahsediyorum. Kullanılan renk tonları, ikonlar, dini karakterlerin tasvirleri vb. En basit anlamda olaya, Doğu ve Batı Hıristiyanlığı olarak baktığımızda bile, kültürel faktörlerin burada da devreye girdiğini görüyoruz.

Aya Dimitri Kilisesi

Roman Forum: Aya Dimitri Kilisesi biraz yukarıda kalıyor. Yani küçük bir tırmanış yapmanız gerekiyor. Tırmanış sırasında karşınıza Roman Forum’u çıkacak. Kaynaklar, bu agoranın Romalılar tarafından 1.yy’da yapıldığını yazıyor. Agora’nın içinde bir de müze var. Kapalı olduğu için biz gezemedik. Selanik’te gezilecek yerler listelerini okuduğumda tabi ki belli başlı simgelerde birleşilmiş. Ancak şehrin şöyle bir güzelliği var, siz listenizdeki bir yere ulaşmak için yola düşmüşken, yolunuzun üstünde başka yerler de karşınıza çıkıyor. Listelerin ilk sıralarında olmasa da bir nevi tamamlayıcı olarak düşünebiliriz karşımıza çıkanları. Roman Forum’un hemen aşağısında Aristoteles Meydanı’nın yukarısında arada kalmış bir bölge de karşımıza iki tane yapı çıkıyor. Bir tanesi Bey Hamamı diğeri de Panagia Chalkeon Kilisesi.

Roman Forum-Selanik

Bey Hamamı: Uzun yüzyıllar Osmanlı hakimiyetinde kalmış bir şehrin, hamam kültüründen etkilenmemesi mümkün olamazdı. Bey Hamamı, 1444 yılında II. Murat tarafından yaptırılmış bir Osmanlı hamamı ve 1960’lı yılların ortalarına kadar kullanılmaya da devam etmiş. Üstelik Selanik’te sadece Bey Hamamı yok. Bazar Hamam ve Yeni Hamam’da Selanik’teki hamamlardan birkaçı.

Panagia Chalkeon Kilisesi: Diğer kiliselerle aynı kaderi paylaşan, Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş, 1028 yılında yapılmış bir Bizans Kilisesi burası. Buradan sahile doğru dümdüz devam ettiğinizde ise ilk olarak Atholos Meydanı ve hemen sonra Aristoteles Meydanı’na ulaşacaksınız.

Panagia Chalkeon Kilisesi

Atholos Meydanı, Egnatia Caddesi ile Tsimiki Caddesi arasında kalan oldukça hareketli bir bölge. Öğrencilerin, lokallerin ve turistlerin özellikle akşamları burada vakit geçirdiğine şahit olacaksınız. Aynı zamanda bu bölge, Selanik’teki çarşı ve pazarın da kalbi sayılabilir. Modiano ve Kapani Çarşıları bu bölgede yer alıyor. Selanik’te yeme-içme konusunda akla gelen ilk yer Ladadika olmasına rağmen, bu bölgede oldukça güzel meyhaneler var. Yazının sonunda yeme-içme önerilerine de değineceğim. Çarşı, Pazar faslını Bezesteni’yi gezmeden kapatmayın. Birçok kişi gibi, çarşı ve pazarların şehrin en keyifli yerleri olduğuna inanıyorum. Gelen insanlardan ziyade, çarşıdaki esnafı gözlemlemek, Selaniklilerin arasına karışmanızı sağlayacak.

Bezesten-Selanik

Aristoteles Meydanı: Upuzun bir sahil şeridinin ortasında şehre açılan kocaman bir meydan burası. Gece görmek daha keyifli. Denk gelmemekle birlikte, bazı dönemlerde burada festivaller, gösteriler, konserler verildiğini tahmin etmek zor değil. Kışın Noel pazarları ve süslemeleri ile daha keyifli bir hal alıyormuş. İsterseniz sahilden isterseniz şehrin içinden bu meydana ulaşabilirsiniz.  Selanik’in meşhur kordonuna ulaştığımıza göre, deniz kenarında sizi bekleyenlere de bakalım.

Aristoteles Meydanı

Selanik Kıyı Şeridi: Selanik-İzmir benzerliğinin çıkış noktası, bu uzun sahil şeridi. Gezmeye en baştan başladığınızda, sırasıyla Arsitoteles Meydanı, Beyaz Kule, İskender Anıtı ve Zongolopoulos Şemsiyelerini görebileceğiniz bir yürüyüş parkuru ile karşılaşıyorsunuz. Ladadika üzerinden sahile çıktığınızda ilk olarak iskele gibi bir uzantı göreceksiniz. Burada Fotoğraf Müzesi ve Selanik Çağdaş Sanatlar Merkezi bulunuyor. Aynı zamanda özellikle gençlerin burada deniz kenarına oturup, Selanik havasının tadını çıkardığını anlayacaksınız. Burada karşınıza çıkan Halkidiki tabelası, bir an için keşke Halkidiki’de olsaydım demenize sebep olsa da beyninizin size oynadığı bu küçük oyuna inat siz yürümeye devam edin.

Selanik-Körfez Turu

Büyük İskender Anıtı: Üzerine farklı bir şey söylenemeyecek bir anıt. 1974 yılında yapılmış ve 6,15metre ile Selanik’teki en yüksek anıt olma özelliğini elinde tutuyor. Gün batımında denizi fon yaparak güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.

Büyük İskender Anıtı-Selanik

Beyaz Kule/ White Tower: Kulenin kim tarafından inşa edildiği farklı kaynaklarda farklı isimler olarak belirtiliyor. Bazı kaynaklar Osmanlı zamanında inşa edildiğini, bazı kaynaklar ise Venedikliler tarafından inşa edildiğini belirtiyor. Kulede edindiğimiz bilgi 15.yy’da eski bir Bizans Kulesi üzerine inşa edildiği. 16.,18. Ve 19.yy’larda “Lion’s Tower”, “The Fortresse of Kalamaria”, “Janissary Tower” ve “Blood Tower” isimleri ile de anılmış. Bunun sebebi kulenin o zamanki kullanılış amacı ile bağıntılı. İçerisindeki müzeyi de gezebilirsiniz.

Selanik-Beyaz Kule

Zongolopoulos Şemsiyeleri: Selanik, 1997 yılında Avrupa Kültür Başkenti iken Georges Zongolopoulos tarafından yapılan şemsiyeler, sanıyorum şehirdeki en yeni dokunuşlardan bir tanesi. Bu eser, 46. Venedik Bienali kapsamında sergilenmiş.

Zongolopoulos Şemsiyeleri

Sahil’de yapabileceğiniz aktivitelerden biri de yarım saat süren tekne turlarına katılarak, körfezi dolaşmak olabilir. Benim pek ilgimi çekmese de Selanik’te bu gezilere katılan birçok insan var. Tekneye binmek ücretsiz. Sadece içtiklerinizin ücretini ödüyorsunuz. Bir şey içmesem ne olur diye sormayın, pek bir fikrim yok. Ancak gün batımında bu gezintiyi fotoğraf çekmek için kullanmak hiç fena bir fikir gibi durmuyor. Ayrıca akşama doğru sahilde, kestane, pamuk şeker ve közde mısır arabaları tezgahlarını kuruyorlar.

Beyaz Kule Önü

Sahil şeridinin neredeyse sonuna kadar yürümüşken, caddenin karşına geçerek birkaç müze gezebilirsiniz. Buraya yakın müzelerin bir tanesi Bizans Kültürü Müzesi ve Selanik Savaş Müzesi. Biz tercihimizi Savaş Müzesi’nden (The War Museum of Thesselanoki) yana kullandık.

Sophia Vembo-Selanik Savaş Müzesi

Savaş Müzesi’ne giriş ücreti 4€. Müze, askeri bölgede ancak ayrı bir binada. Biletlerinizi askerlerden alıyorsunuz. Yunanistan’ın bağımsızlık sürecini kendi askeri kahramanlarına dair belgeler, kişisel eşyalar üzerinden anlatan bir müze. Birinci Dünya Savaşı ve Balkan Savaşları’na dair fotoğraflara da rastlayacaksınız. Benim gibi tarih seviyorsanız, ya da üniversitede konuyla ilgili çalışmışlığınız varsa ilginizi çekebilir. Bu müzede, Sophia Vembo adı ile tanıştım. Bazılarınız gülebilir ama savaş müzesinde bir katı ayırdıkları ve boy boy posterlerini duvarlara astıklarını görünce, Yunanistan’ın ilk kadın pilotu sandım kendisini. Yanılmışım. Kendisi savaş dönemi ve sonrası aktivist ve dünya çapında ünlü bir Yunan şarkıcı ve aktrismiş.

Selanik’te Akşamları Ne Yapmalı?

Ladadika: Ladadika, Selanik’te gece hayatının merkezi olarak nam salmış. Ladadika bölgesi Osmanlı döneminde ve daha da öncesinde Mısır Çarşısı olarak biliniyormuş. Şimdilerde taverna ve barların olduğu bu bölge, bir zamanlar çarşıymış. 1980’lerde terk edilmiş binaların tekrar açılması ile Ladadika canlanma sürecine girmiş. Burada Yunan müziği eşliğinde, güzel bir Yunan gecesi geçirebileceğiniz gibi, meydanın ara sokaklarındaki barlarda geceye devam edebilirsiniz. Ancak Yunan müziği ve tavernaları sadece burada toplanmış durumda değil.

Ladadika-Gündüz Pek Hayat Yok

Valaoritou Caddesi: Selaniklilerin geceye devam ettikleri bir başka nokta ise bu cadde. Egnatia Caddesi’nin hemen arkasındaki bölge, özellikle gece yarısından sonra hareketleniyor. Oldukça merkezi bir yerde, hiç belli etmemesine rağmen gecenin geç saatlerine kadar hareketliliğini kaybetmeyen bu caddede konaklamak uykunuzu kaçırabilir.

Karipi: Egnatia Caddesi ile Tsimiki Caddesi arasında kalan, Dionisiou Solomou Caddesi üzerinde bir çıkmaz sokak olarak karşımıza çıkan bu renkli sokakta daha az turistik işletmeler göreceksiniz. Tam olarak Bezesteni Çarşısının hemen yanında, araya saklanmış sıcacık mekanlar var.

Buralar Hep Uzocu-Karipi-Selanik

Leof Nikis Caddesi: Selanik kıyı şeridinin bulunduğu bu caddede, Yunan mutfağından ya da Yunan gecesinden ziyade daha kontinental menüler ve müzikler sunulan mekanlar var ve genellikle hep kalabalıklar. Bu hat üzerinde gözünüze çarpacak birkaç yer bulacağınıza eminim. Selanik’te hafta içi vakit geçirmiş biri olarak diyebileceğim gece yarısına kadar sokaklar pek boş kalmıyor. Haftasonları çok daha hareketli olacağına eminim.

Selanik’te birkaç mekân önerisi:

  • Palati: Morichovou 3, Thessaloniki
  • 7 Thalasses/ Seven Seas: Kalapothaki 10, Thessaloniki
  • Rouga: Karipi 28, Thessaloniki
  • Local: Paleon Patron Germanou 17, Thessaloniki
  • The Blue Cup Coffee: Salaminos 8, Thessaloniki
Kahvaltı İçin Bu Lokal Börekçileri Tercih Edebilirsiniz

İki gece üç güne sığdırdığımız Selanik gezisinin ardından diyebileceğim, Selanik için yanıp tutuşmadım. Binalarından, sokaklarından çok etkilenmedim. Ancak bence Selanik’te şeytan tüyü var. Bir tarafınız ertelemekte haklıymışım derken diğer tarafınız neden daha önce gelmedim ki, gayet eğlenceli bir şehirmiş diyor. Tam bir Romantik muamma. Lezzetlerine söyleyecek hiçbir sözüm yok. Haddim değil. Sonuç olarak, siz Selanik’e gelin. Kafalarda yeşeren kalıp yargıları yıkın. Burası öyle anneannelerimizin, babaannelerimizin zamanındaki sakin şehir değil. Belki onların zamanında da değildi. Sadece daha çok onlardan dinlediğimiz için, uzaktaki köyümüz imajını oturttuk kafamıza belki de. İşte tam da bu sebeple bir hafta sonunu Selanik’e ayırmakta tereddüt etmeyin.

Şimdiden iyi gezmeler.

Ano Poli’de bu tarz eski binalara rastlamak çok mümkün
Selanik-Çarşı-Pazar
Yukarı Şehir-Selanik

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Written By
More from meltemkol

Barselona: Biraz Gotik Biraz Modern

Katalonya Özerk Topluluğu’nun başkenti Barselona, gezmeye, görmeye, yemeye ve içmeye doyamadığımız sımsıcak,...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.