Atina Gezi Rehberi: 36 Saatte Atina

Bazı şehirleri birden fazla deneyimlemek lazım. Farklı yaşlarda, farklı insanlarla, farklı mevsimlerde. Atina da bu şehirlerden bir tanesi. Bu seferki Atina tecrübem, 36 saate sığdırılması gereken, şehrin tarihi geçmişine haksızlık edip, genç ve dinamik yüzüne odaklandığımız bir gezi oldu. Bu sebeple klasik bir gezi rehberinden ziyade, klasik bir hafta sonu eğlence rehberi kategorisine daha uygun düşebilecek bir yazı ortaya çıkacağını düşünüyorum. Sebebi basit; Atina’yı keşfetmekten ziyade, Yunanistan’ın başka bir şehrinde yaşıyormuşuz da Atina’daki çok yakın arkadaşımıza hafta sonu ziyaretine gitmek gibi bir durumla karşı karşıya kaldık. İçimizdeki turisti de öldürmeden, 36 saate sığdırmaya çalıştığımız Atina, tabi ki yetmedi. Atina’da Gezilecek Yerler listesi de bu şartlar altında ortaya çıktı. Ancak şunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, Atina bence hangi yaşınızda olursanız olun, kalabalık gidilebilecek şehirlerden bir tanesi. Hem ucuz hem dinamik hem agresif hem de sakin.

Atina-Duvar Yazıları

Atina Havaalanı’ndaki polislerin pasaportumu bu kadar kolay damgalayıp, üstüne bir de “hoşgeldiniz”lerin havada uçuşmasının ardından, bindiğimiz taksi şoförünün dedesinin Şişli’de yaşaması ve oldukça güzel Türkçe konuşmasıyla keyifler iyice yerine geldi. Taksi şoförünün otobanda tabletini çıkarıp izlediği Türk dizisini bize göstermesi ile samimileşen ortamın hepimizin içindeki küçük sosyologları açığa çıkardığını itiraf edelim. Genellemeler yapmayı sevmemekle birlikte, Atina’da iletişime geçtiğimiz insanlar hakkında sadece tipolojiler çıkarabiliriz. 36 saatte ortaya çıkabilecek tipolojilerin ne kadar sağlıklı olacağını tahmin edersiniz. Ayrıca bizi kazıklamaya çalışan taksici ya da aksine bize yardımcı olan taksici, garson ya da tanıştığımız insanları “Atinalılar şöyle” diye sınıflandırmak sanıyorum çok mantıklı olmayacaktır. Bu sebeple bu genellemeleri ve hatta uzun bir süre bir yerde yaşamadan kısıtlı bir iletişimle yapılan bütün genellemeleri reddediyorum ve konuya dönüyorum.

 

Atina’da ulaşım meselesini kalabalık olduğumuz için taksi ile hallettik. Taksi tutarları hakkında birkaç bilgi verecek olursam:

  • Atina Havalimanı-Plaka arası 40€.
  • Paşa Limanı-Atina Havalimanı: 40 €.
  • Monastraki-Paşa limanı 20€ civarı.

Kısa bir süre Atina’da olduğumuz için merkezden çok uzaklaşamadık. Böyle olunca da merkez içinde yürüyerek işlerimizi hallettik. Atina Havalimanı şehrin dışında kalıyor. Şehir içi ve havaalanı ulaşımını tren ve metro ile sağlamak da mümkün. Ancak şehir içinde çok ihtiyaç duyacağınızı sanmıyorum.

  • Tek kullanımlık metro bileti: 1,40€
  • 3 Günlük metro bileti (havaalanı da dahil): 22 €.
  • Havaalanı-Şehir Merkezi Express Otobüs: 6 €.

Atina’da konaklama tercihimizi Plaka bölgesinden yana kullandık. Plaka bölgesi, Akropolis, Monastiraki, Syntagma Meydanı, National Gardens’ın ortasında oldukça hareketli bir bölge. Birçok otel ve hostel bulmak mümkün. Gitmemize çok kısa bir süre kala ayarladığımız hostele kişi başı 48 tl verdik. Atina’da konaklama için Monastiraki bölgesini de gönül rahatlığı ile tercih edebilirisiniz. Ancak daha uzun bir seyahat planlıyorsanız, belki daha lokal bölgeleri tercih etmek, Atinalıların gündelik hayatını incelemek için işleri kolaylaştırabilir.

Atina’da Gezilecek Yerler

Plaka Bölgesi: Cumartesi günleri Atina’nın en canlı bölgelerinden bir tanesi olmaya aday Plaka hem turistleri hem Atinalıları bir araya toplamış. Plaka’yı hem gündüz hem de akşam gezmek gerekiyor. Gündüz sokaklara gire çıka, akşam ise merdivenlere taşmış kalabalıkla, köy kahvesini andıran ve bu bölgenin dokusuna muazzam uyum sağlamış restoran, kafe ve barlarda oturarak atmosfere uyum sağlamak yapılacak işlerden en güzeli. Plaka bölgesinin içine saklanmış bir yer daha var.

Plaka Sokakları

Anafiotika: Akropolis’in eteklerinde labirenti andıran, nerede başlayıp nerede bittiğini anlamanın zor olduğu, beyaz evlerden oluşan bir küçük köşe olarak tanımlamak yanlış olmaz. Bu labirenti Plaka’dan söküp Ege sahillerinde bir kasabaya, İtalya’nın güneyine, ya da Yunan adalarına yerleştirseniz hiç sırıtmayacaktır. Birçok seyahat ve moda dergisine kapak olabilecek dekoru ile göz atılmayı hak ediyor. Akropolis’e tırmanırken yolunuzun üstünde olacağını varsayarsak, ekstra bir enerji ayırmanıza da gerek yok.

Anafiotika

Akropolis: Akropolis’i gece uzaktan görmek, Atina’daki en güzel anlardan bir tanesi. Ancak Atina’ya gelip Akropolis’e tırmanmadan dönmek bir turiste yakışmayacağı gibi Atina’ya ve Yunan mitolojisine de haksızlık etmek olacaktır. Atina’nın tepesindeki heybetli tapınağı birçoğumuz Akropolis sanıyoruz. Ancak yanılıyoruz. Akropolis denilince hafızamızda canlanan görseldeki o tapınak Parthenon. Akropolis ise o bölgeye verilen isim. Sadece Akropolis’e girmek isterseniz 20€ ödemeniz gerekiyor. Ancak 30€ vererek sizin için hazırladıkları ve başka yerleri de kapsayan bir bilet alabilirsiniz. Bu paketin içinde Ancient Agora ve Müzesi, Roma Agorası, Hadrian Kütüphanesi ve birkaç yer daha var. Tabi bu bölgeler birbirinden ayrı yerlerde. Sadece biletinizi tek seferde almış alıyorsunuz.

Akropolis

Akropolis’te göreceğiniz Parthenon, Erektheion, Nike Tapınağı, Dionysus Tiyatrosu ve Odeon of Herodes Atticus. Bunları tek tek açıklamıyorum çünkü bütün bu kişiler için küçük bir mitoloji sözlüğü eklemeyi umuyorum.

Hadrian Kütüphanesi: Meydanda göreceğiniz Tzistarakis Camii’sinin hemen yanında bulunan ve şu an sadece birkaç sütun ve bir duvardan ibaret olan alan, İmparator Hadrian zamanında yapılmış. Camii ise şu an el yapımı eşyalar ve seramik müzesi olarak kullanılıyor.

Hadrian Kütüphanesi

Monastiraki: Atina’nın en kalabalık ve en turistik yerlerinden bir tanesi olan Monastiraki ve meydana çıkan sokaklarda yeme-içme konusunda birçok seçenek bulmak mümkün. Meydan oldukça yoğun. Plaka üzerinden Monastiraki Meydanı’na geliyorsanız, Adrianou Caddesi üzerinde birçok restoran var. Yeme-içme önerilerine burada çok değinmeyeceğim. Nevizade görünümlü bir sokağın, kebapçılarla dolu olduğunu düşünün. Biraz öyle bir yer bu sokak.

Monastiraki

Gece meydana çıkan sokaklarda eğlenebileceğiniz yerler var. Hemen meydanda bulunan 360 Coctail Bar, gece Akropolis manzarası eşliğinde, kokteyl severler için alternatif olabilir. Kokteyler 9€ civarı. Manzarası çok güzel, ancak bir cumartesi akşamına göre biraz sakin bulduğumuzu itiraf edelim. Akropolis’in gece haline doyduysanız ve içkiniz de bittiyse, geceye Gazi Bölgesi’nde devam edebilirsiniz. Biz böyle mi yaptık. Hayır. Gazi Bölgesi gidemediğimiz için bizim pişmanlıklar listemizde. Bir akşamımız daha olsaydı Gazi listemizin ilk sırasında olurdu. Takside Türkçe bilen şoförle muhabbet ederken, konu ister istemez Yunanistan ekonomisinden açıldı. Tabi buraya gelene kadar tahmin edebileceğiniz bütün muhabbetler yapıldı. (Futbol, Galatasaray, Fenerbahçe, göçmenler vb) Taksicinin bize söylediği, akşam muhakkak Gazi’ye gitmelisiniz. Kriz var mı yok mu anlarsınız oldu. Başta yazdığımı çürüterek bir genelleme yapmak istiyorum. Türk ve Yunan taksicilerin ortak özellikleri var. Toplumun nabzını yoklamak için birebirler. Şaka bir tarafa Atina’da iki geceniz varsa, bir gecenizi Gazi’ye ayırın.

360 Coctail Bar

360 Coctail Bar’a yakın, daha lokal bir mekan olan TAF (The Art Foundation) geceye devam edebileceğiniz bir mekan. Ancak ya o hafta sonu Atinalıların pek havası yoktu ya da saattin geç olmasından kaynaklı bir sakinlik TAF’a da sinmişti. Buna rağmen TAF’ı yine de sevdiğimi itiraf ediyorum. Taf’ın bulunduğu sokak, meydanın hemen arkası, gece siyahilerin anlam veremediğim eğlencelerine ev sahipliği yaptığı için beni biraz ürküttü. Umarım sadece o cumartesiye has bir etkinliktir. Denk gelirseniz şaşırmayın.

Athens Flea Market (Bit Pazarı): Monastiraki Meydanı’nda bu tabelayı görüp, yürümeye başladığınızda Mahmut Paşa’nın Atina şubesinde geziniyor gibi hissedebilirsiniz. Neden bit pazarı deniyor bilemedim. Burada tavladan lastik bota kadar her şey mevcut. Oldukça da büyük sayılabilir. Flea Marketin dar ve ara sokaklarından birinden sola döndüğünüzde asıl bit pazarının Antik Agora’nın kenarında kurulduğunu fark ediyorsunuz. Eski Yunan paraları ve bilumum antika eşyanın süslediği tezgahlarda vakit kaybetmek çok keyifli olmasına karşın kalabalık sizi biraz yorabilir. Bu bit pazarı, Monasitraki’nin komşusu olan Psiri bölgesinde dükkanlar olarak devam ediyor. Antika severler Psiri’de de biraz gezinebilir.

Flea Market
Monastraki-Psiri Arası Eskiciler, Sahaflar, Antikacılar

Ancient Agora- Museum of the Stoa of the Attalos (Antik Agora ve Attalos Müzesi): Plaka ve Akropolis’i gezdikten sonra Monastraki Meydanı’nda bir mola verip daha sonra Antik Agorayı ziyaret edebilirsiniz. Akropolis’ten paket bilet almadıysanız ve aranızda bir öğrenci varsa 4€’ya bilet alabilirsiniz. Efes Antik Kenti’nin bir başka örneği olan agoradaki en görkemli yapı ise Hephaestus Tapınağı ve Attalos Müzesi.

Temple of Hephaestus

Ermou Caddesi: Monastraki üzerinden bağlanabileceğiniz Ermou Caddesi, Atina’nın meşhur caddelerinden olup, sizi Syntagma Meydanı’na kadar ulaştırır.

Ermou Caddesi

Syntagma Meydanı: Şehrin kuzey ve batı kısmını tamamladıktan sonra, Atina’daki olaylar ile hafızamıza kazınan Syntagma Meydanı yani Yunan Parlamento Binası’nın bulunduğu meydana gelerek, Atina’nın doğusuna ayak basıyorsunuz. Burası kocaman bir meydan. Meydana ulaştıktan sonra yapmanız gereken kendiniz National Garden’a atarak, yemyeşil bir yol üzerinden Zappeion, Panathenaic Stadium, Temple of Olypian Zeus ve Arc of Hadrian’a ulaşmak.

National Gardens: Turunç ağaçları ile dolu bu kocaman parkta dolaşmak, Mart ayında bile bizi bunaltmaya yeten Atina sıcağından biraz kurtulup nefes almak için güzel bir rota.

National Gardens

Zappeion: 1878 yılında inşa edilmiş bu bina, sergi salonu olarak kullanılıyormuş. Ayrıca 1896’da ilk defa gerçekleşen salon olimpiyatları diyebileceğimiz organizasyona da ev sahipliği yapmış. Binanın önünde bir meydan var. Yaz aylarında, ara ara burada açık hava sinema etkinliklerinin düzenlediği de söyleniyor.

Zappeion

Pananthinaiko Olympic Stadium: 1896 yılında gerçekleşen Modern olimpiyatların yapıldığı ilk stadyum olarak bilinmekle birlikte hakkında birtakım efsaneler söyleniyor. İlk yapılış tarihinin M.Ö 300 yılı olduğu iddia edilen stadyumda, Roma İmparatoru Hadrian’ın tahta çıkışı için bine yakın hayvanın kutlama adına katledildiği yazılıyor.

Temple of Olympian Zeus: M.Ö 6.yy’da yapımına başlanan tapınak ancak M.S 131 yılında tamamlanabilmiş. Orijinali 104 kolondan oluşurken, bugün sadece 15 tanesi ayakta kalabilmiş. Bu tarihler gerçekten çok eski ve 15 tanesinin bile hala ayakta olması yeterince heyecan verici.

Temple of Olympian Zeus

Arc of Hadrian: Zeus Tapınağı’nın hemen arkasında, cadde kenarında fark edeceğiniz tek başına ayakta duran bu kapı adından da anlaşılacağı üzere İmparator Hadrian adına yapılmış. Arkeoloji, mitoloji ve tarih konusunda sınırlı bilgilere sahip olduğumuz için her ne kadar üstün körü anlatsak da tıpkı Roma’da olduğu gibi, modern bir şehrin ortasında bu kalıntıları görmek yine de heyecan verici. Bu konularda bilgisi ve ilgisi az bir turist olarak yapabileceğim tek şey sanıyorum hayrete düşmek.

Arc of Hadrian

Caddeden karşıya geçtiğinizde ise Plaka’ya ulaşıyorsunuz. Gezmesi kolay ve keyifli bir rota olduğunu düşünüyorum.

Pire- Pasalimani: Atina’ya bahar ayında gelip deniz görmeden dönmek olmaz diyerek Pire bölgesinde bulunan Pasalimanı’nı da ziyaret ettik. Şunu söyleyebilirim ki bir Pazar öğleden sonrası için oldukça sakin bulduğum liman, deniz kenarına kurulmuş işletmeleri ile Grek frappe’nizi içmeniz için en uygun ortamlardan bir tanesi. Pire asında başka bir şehir. Ancak Atina’da bol vakti olanlar, bu şehri de gezebilirler. Biz 36 saate nasıl ve neden sığdırdık bilmiyorum.

Pire-Paşalimanı

Yazıya başlarken, Atina’da 36 saatte çok fazla bir yer göremediğimizi düşünüyordum. Ancak bir turist olarak görülmesi gereken yerlerin birçoğunu bu kısa zamana sığdırmışız. Yine de bir keşkeler listesi var elimde. Yalnız, hafta sonu ucuz bir uçak bileti bulduysanız, değer mi değmez mi diye düşünmeyin, arkadaşlarınızı organize edin ve gidin. Tıpkı başta söylediğim gibi, burası Atina. Burası komşu. Farklı zamanlarda, farklı yaşlarda ve farklı mevsimlerde tekrar yolunuz buraya düşecektir. Ancak hafta sonu gidiyorsanız Psiri ve Gazi bölgesine uğrayın ve bence yine de iki gece üç günlük planlardan daha azını mecbur kalmadıkça yapmayın. Atina çokça yiyip, içip, birkaç müze dışında turistik yerler için çok para harcamayacağınız ve dönüş uçağında uykusuzluktan baygın düşeceğiniz güzel bir hafta sonu rotası olarak sizi bekliyor.

Bizim Göremedik Siz Görün:

  • Acropolis Müzesi
  • Ulusal Arkeoloji Müzesi
  • Gazi
  • Exarchia
  • Kolonaki ve Lykauitos
Plaka-Akşam Üstü
Plaka’da Öğle Vakti
Ancient Agora Kenarındaki Bit Pazarı

Yeme-İme ve Eğlence Konusunda Birkaç Adres:

  • Kahvaltı: Lulu’s Bakery (şahane olmamakla birlikte hızlı bir atışma için tercih edilebilir) Adres: 8, Thespidos 4, Plaka
  • Öğlen: The Greco’s Project (Dört kişi tıka basa doyma garantili, içki dahil 56€ civarı) Adres: 5 Mitropoleos Nikis, Monastraki
  • Akşam Yemeği: Kotili (Dört kişi, yemek ve içki dahi 80€ civarı- canlı yunan müziğini de unutmayalım) Adres: 41-45 Adrianou Str, Plaka.
  • Eğlence: 360 Coctail Bar, TAF (The Art Foundation), Baba Au Rum
The Greco’s Project

 

 

 

 

 

Written By
More from meltemkol

Paris Gezi Rehberi: O Bildiğiniz Romantiklerden Değil

Paris için neden romantizmin başkenti derler bilmiyorum. Düşündüm ancak yine de çözemedim....
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.