Paris’te Gezilecek Yerler: Paris Çayır Çimen Turu

Jardin du Luxembourg

Paris hakkında ne kadar çok yazsak yeridir. Bilinenleri ve bilinmeyenleri ile Paris, defalarca gidilesi bir şehir. Paris’te gezilecek yerler denildiğinde aklımıza öncelikle tarihi mekanlar, ünlü restoranlar ve kahveciler geliyor. Geniş bulvarları, estetik binaları, dar sokakları ve pasajlarıyla keşfedilmeyi bekleyen bu şehir, aynı zamanda yeşile doyabileceğimiz birçok alan sunuyor bize. Hem de birçoğu şehrin göbeğinde. Bu alanların bir kısmını biliyorsunuz, bir kısmını ise duymamış olabilirsiniz. Bir kahve alıp, Paris’in yeşillikleri arasında kaybolmak güzel bir seçenek olabilir. Kitap okuyanlar, yürüyüş yapanlar, bisiklete binenler, köpeğini gezdirenler ve diğerleri. Buralarda birçok insan manzarası ile karşılaşabilirsiniz. İnsanı hayrete düşüren bir nokta ise, bir bina yığını gibi görünen Paris’te bu kadar çok yeşil alan olması. İstanbul’da havalar ısındığında Maçka Parkı’na ya da Caddebostan’a akın eden bizleri düşündüğümde, Parislilerin oldukça şanslı olduğunu görüyorum. Yazdıklarım sadece gezebildiklerim, ancak gezmediklerimi de pişmanlıklar listesine koyuyorum. Belki sizin yolunuz düşer ve paylaşırsınız.

Le Jardin du Luxembourg:

Burası Paris’in öğrenci semti olarak adlandırdığım 6. Arrondissement’da bulunan kocaman bir bahçe. Palais de Luxembourg ve Musée du Luxembourg’u da kapsayan bu yeşil alanın ortasındaki havuzun etrafını çevreleyen sandalyelere oturmuş birçok turist ve Parisli görebilirsiniz. Sadece kitap okuyanlar değil, satranç oynayanlar da karşınıza çıkabilir. Havuzda maket gemilerini yüzdüren çocuklar, ya da fotoğraf sergilerine denk gelme olasılığınız da yüksek. Bilin bakalım bu bahçeye esin kaynağı olan yer neresi? Floransa’daki Boboli Bahçeleri. Medici Ailesi burada da karşımıza çıkıyor. Marie de Medici zamanında yaptırılmış.

Jardin du Luxembourg

Bois de Boulogne:

“Bois” Fransızca koru anlamına geliyor. Merkezden biraz uzak olan bu harika koruda yapabileceğiniz birçok aktivite var. Bisiklete binmek, piknik yapmak, kayıkla gezinmek vb birçok seçenek mevcut. Kesinlikle bir şehirde olduğunuzu unutabileceğiniz bir yer. İçerisinde küçük göller ve bir de şelale olan bu koruya Paris’in akciğerleri deniliyormuş. Benzetme tam yerinde olmuş. 20.yy’da birçok şair ve romancı buraya gelerek ilham alıyorlarmış. O zamanlar Paris’in elitlerinin dinlence mekanıymış burası. Ancak aynı kaynak bize şunu da diyor, burası bir zamanlar Paris fuhuş sektörünün de merkeziymiş. Bu yaman çelişkiyi de ortaya koymadan geçmek istemedim. Fransız Devrimi sırasında ise, aranan birçok insanı saklamış Bois de Boulogne. Napoléon III ve Haussmann tarafından birtakım düzenlemeler yapılmış, alt yapı çalışmaları geliştirilmiş. Bu ikilinin Paris şehirciliğindeki öneminden bahsetmiştim. Bakmak isteyenler için o yazım burada

.

Bois du Bulogne

Ulaşım: Oldukça büyük bir koru olduğu için birçok girişi var.

  • RER C: Avenue Henri Martin ya da Avenu Foch istasyonu.
  • M1 Metro: Pont de Neuilly, Porte Maillot ya da Les Sablons istasyonu
  • M9 Metro: Ranelagh istasyonu
  • M2 Metro: Porte Dauphine istasyonu
  • M10: Boulogne, Jean Jaurès ya da Port d’auteil İstasyonu
Paris-Bois du Bulogne

Parc de Belleville:

Burası, Jardin du Luxembourg kadar turistik bir yer değil. Aradığınız lokallere burada doyabilirsiniz. 18.yy’a kadar Belleville çiftliklerin olduğu bir kasabaymış. Ancak 19.yy’da Haussmann buraya da el atmış. Belleville’i oldukça değiştirmiş. Parc de Belleville 1988 yılında, Belleville tepesine inşa edilmiş. Buraya kadar geliyorsanız, Belleville sokaklarını da dolaşın. Belleville şu an oldukça renkli bir bölge. Paris’te Chinatown arıyorsanız bakacağınız ilk adres burası. 1980’lerde buraya yerleşmeye başlayan Çinliler, hala buradalar. İki ay, Belleville’de yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki, ilk başta alışmak pek kolay olmadı. Ancak Belleville’i dolaştığınızda buranın kültürel etkileşimin en yoğun olduğu yerlerden biri olduğuna karar veriyorsunuz. Özellikle son yıllarda, Belleville tekrar keşfedilmiş durumda. Birçok sanatçı burada yaşamaya ve stüdyo açmaya başlamış. Terk edilmiş fabrikalar sanatçılar tarafından işgal edilmiş. Tanıdık bir hikâye değil mi?

Parc du Belleville
Kaynak:https://en.wikipedia.org/wiki/Parc_de_Belleville

Salı ve Cuma günleri Boulevard de Belleville’de Pazar kuruluyor. Magazinsel bir bilgi de vereyim. Edith Piaf Belleville’de büyümüş.

Parc des Buttes Chaumant: Yine Belleville’in sınırlarındayız. Paris’in en büyük yeşil alanlarından biri olan park, Napolyon III zamanında açılmış. Bir dağ simülasyonunu andıran park, mağaralar, falezler, kayalar, köşkler, çeşmeler ve köprülerle zenginleştirilmiş. Burası da turistlerden ziyade Parislilerin vakit geçirdiği bir alan.

Ulaşım: M7 metro hattı ile Buttes Chaumant veya Botzaris istasyonu.

Parc du Buttes Chaumant
Kaynak:http://metro.paris/en/place/parc-des-buttes-chaumont

Cimetière du Père Lachaise:

Bir mezarlığı neden yeşil alanlar listesine ekledin diye sorarsanız, burası sıradan bir mezarlık değil. Kulübeyi andıran mozale mezarlar bambaşka bir atmosfer oluşturmuş. Bir gerilim filmi setinde gibi hissetmemeniz için hiçbir sebep yok. Jim Morisson, Chopin, Oscar Wilde gibi birçok ünlü ismin mezarı da burada. Mezarlık uluslar arası bir üne sahip. Bizden de Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya burada gömülü. Bu mezarlığın ismi, Cizvit Rahip François d’Aix de la Chaize’den geliyor. XIV. Louis’in günah çıkardığı papaz olan La Chaize’in, o zamanlar Paris sınırları içinde olmayan bu bölgede bir evi varmış. Bu bölge artık Paris’in 20. Arrondissement sınırları içinde.

Ulaşım: M3 ve M7 metrolarının Gambetta veya Père Lachaise istasyonları.

Père Lachaise Mezarlığı
Père Lachaise

Jardin des Tuileries:

Paris’in merkezindeki bu bahçe Louvre Müzesi ile Concorde Meydanı’nı bağlayan bir koridor gibi de düşünülebilir. Önü, arkası, sağı, solu önemli bir merkezle kaplı olan Tuileries Bahçeleri, özellikle Louvre Müzesi’ni gezdikten sonra yorgunluk atıp, gördüklerinizi sindirebileceğiniz şahane bir yer. Louvre Müzesi’ni başarıyla tamamlamanıza yardımcı olmuş, sizi yarı yolda bırakmamış ayaklarınızı burada dinlendirebilirsiniz. Kulübelerden bir sandviç ve kahve alarak, Paris’te gezilecek yerler listenizi kontrol edebilirsiniz. Tarihten bir not da düşelim. Medici Ailesi’ne Floransa dar gelmiş olacak ki, Paris’e de iz bırakmaya ant içmişler. Tuileries Sarayı ve Bahçesi de Mediciler tarafından yaptırılmış.

Jardin des Tuileries- Piscine
Jardin des Tuileries

Parc du Champ de Mars:

Burası Paris’in en güzel turistik alanlarından bir tanesi. Eiffel manzaralı bu çayır çimen, yazın biraz kalabalık oluyor. Ancak Eiffel Kulesi manzarasından vazgeçerseniz, Paris’te başka bir sürü çimen bulabilirsiniz. 1500’lü yıllarda ekim dikim işleri için kullanılan bu alan, daha sonra askeri amaçla da kullanılmış. Zaten tarlanın sonu Ecole Militaire yani Harp Akademisi’ne çıkıyor. Gelin ve damatların dış çekim mekanlarından bir tanesi aynı zamanda.

Champ de Mars
Evrensel Etkinlik-Dış Çekim
Parc du Champ de Mars

Pişmanlıklar Listesi.

  • Bois de Vincennes
  • Parc de Bercy
  • Jardin des Plants
Written By
More from meltemkol

Lubliyana Gezi Rehberi: Yeşil Ülkenin Renkli Başkenti

Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Kendimizi Slovenya’da bulduğumuzda, bu...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.