Paris Gezi Rehberi: O Bildiğiniz Romantiklerden Değil

Paris için neden romantizmin başkenti derler bilmiyorum. Düşündüm ancak yine de çözemedim. Film endüstrisi mi, popüler kültür endüstrisi mi bu yargıyı oluşturmuş, yoksa bu endüstriler mi bu yargıdan beslenmiş tam ayrımına varamadım. Ancak romantizmi bir yana bırakırsak, Paris aynı zamanda modernliğin başkenti. Çok da uzun sayılmayacak hayatımın altı ay kadarını Paris’te yaşama şansı elde etmiş biri olarak, Paris’e dair birçok izlenimim, birçok anım var. Yazını, kışını, baharını her halini bildiğim ender şehirlerden bir tanesi. Her bir mevsimi ayrı güzel. Tespit ettiğiniz üzere, farkında olmayarak aslında bir romantizmin içine düşüyorum ben de. Ancak bu popüler kültürün aklımıza kazıdığı anlamda bir romantiklik değil tabi ki. Paris’in size yaptığı, aslında duygularınızı harekete geçirmek. Ancak oraya bu motivasyonla mı gidiyorsunuz, yoksa orada mı motive oluyorsunuz yine tam bir cevabım yok. Paris’in romantikliği, çıkardığı kahramanlardan, ev sahipliği yaptığı devrimlerden kaynaklanıyor. Devrim demek coşku demek. İşte o romantiklik, birçok kamu binasında göreceğiniz “Liberté, Egalité, Fraternité” mottosunu ortaya çıkaran ulusal bir romantizm aslında. Şimdi işler Paris’te de eşitlik, kardeşlik ve özgürlük şeklinde yürümüyor olabilir, ancak tarihte, bu doğrultuda yola çıkmış insanlar bir zamanlar Paris sokaklarını aşındırmışlar.

Conciergerie-Paris

Korkmayın, Paris’in tarihin anlatma cüreti göstermeyeceğim. Haddim değil. Beklenildiği üzere Paris Gezi Rehberi oluşturmak üzere yazılan bir yazı bu. Sadece her zaman olduğu gibi, gittiğim yerler hakkındaki klişelere dokunmadan başlamak istemedim. “Aşkın ve Romantizmin Başkenti Paris” hayali olanlar, bu şehirde elbette istediklerini bulacaklar. Benim aklımı karıştıran Roma’da, Viyana’da ya da herhangi bir yerde bulamayıp Paris’te bu anlamda neyin bulunduğu. Belki Seine nehri kıyısında yürüyüş desem, Avrupa’da neredeyse ortasından nehir geçmeyen şehir yok. Eiffel Kulesi’nde yenilen bir yemek, Montmartre sokaklarında yürümek ya da Marais’de eğlenmek diye sıralıyorum yine de tatmin olamıyorum. Saydığım bu eylemlerin hemen hemen hepsi kesinlikle deneyimlenmesi gereken tecrübeler. Romantizm için değil sadece yaşamak için. Paris’in seveni kadar sevmeyeni de çoktur. Bense, Paris’e bağımlı olanlardanım. Bütün kötü yanlarına karşı inatla sevip, kendimle çelişkiye düşmeye razı olurum Paris için. Bu da benim Paris romantikliğim!

Fransız kültürüne ve tarihine hâkim olmaya gerek yok, ancak yine de Paris’e gitmeden önce aklımıza not etmemiz gereken birkaç temel bilgiye de sırt çevirmeyelim. Paris büyük bir kent. Kentin bir kısmında oldukça geniş bulvarlar, parklar, kamu binaları göreceksiniz. Bunlar aklımızın bir köşesinde dursun. Bir de 1848 tarihini, Haussmann ve Napoleon III isimlerini aklımızda tutalım. Çünkü bizim dolaştığımız Paris’te bu tarihin ve bu iki ismin ayak izleri var.

1848- Haussmann ve (Louis) Napoleon III:

1848 tarihi hem şehircilik hem de toplumsal değişim açısından Paris için önemli bir tarih. Açlık, işsizlik, fakirlik gibi birçok krizle boğuşan Paris aynı zamanda bir göç merkezidir. Grevler, sokak gösterileri, ayaklanmalar devam eder. 1848 yılında, Paris’te çıkan ayaklanmada kralın eski konutu Tuileries işgal edilir. Halk tarafından tahrip edilip, kralın tahtı Bastille’de yakılır. Kral ise bu tarihte İngiltere’ye doğru kaçmaktadır. Tabi ki konuyla ilgili bir sürü alt tarih ve detay mevcut. Ancak bu tarihin Napoleon III ve Haussman ile alakası nedir diye sorarsanız cevabımız şudur: Bu çalkalanmalar ardından Louis Napoleon bir şekilde göreve gelir. 1848 Paris’in kentsel dönüşümü için nirengi noktası olur. Bu tarihten önce de altyapı çalışmaları başlamış olsa dahi Haussmann’ın görevlendirilmesi ile bugün dolaştığımız geniş Paris bulvarları şekillenir. Haussmann ile Paris artık daha geniş ölçekli mekanlar üretmeye başlar. Paris, geniş bulvarlarına kavuşmadan önce, dar sokaklar ve pasajlar şehridir.

Pont des Arts

Tarih de gösteriyor ki Paris hiçbir zaman çok sakin bir şehir olmamıştır. Bugün Avrupa şehirleri arasında en kozmopolit olanlarından bir tanesidir. İş çıkışı saati Chatelet ya da Gard Du Nord İstasyonlarından trene binmek istediğinizde karşılaşacağınız çılgın kalabalık, acaba Paris diye başka bir yere mi geldim diye düşündürtebilir. Sokakları çikolata ya da sarımsak kokmaz, yer yer sidik (daha uygun bir kelime bulamadım) kokuları ile de karşılaşabilirsiniz. Sabah erken saatlerde yollara düşerseniz, Paris’in tenhalığına şahit olursunuz. Takım elbiselerini giyip bisikletiyle işe giden insanlar görürsünüz. Paris sizi böyle böyle içine çekiverir. Şehrin batısı, geniş bulvarları, lüks mağazaları ile Haussmann’ın kurduğu yeni şehri anlatırken, doğusundaki dar sokaklar, pasajlar, alternatif caféler, isyan buralarda başlamış dedirtir. Birbirinden farklı iki dünya gibidir. Ancak aralarında derin uçurumların olduğu iki dünya değildir.

Paris’e Giriş:

Paris haritasını açınca, Paris’in 3 Zone’dan oluştuğunu göreceksiniz. Bir turist olarak odaklanmamız gereken yer Zone 1 olacak. Zone 1, dillere destan Paris metrosunun karış karış dolaştığı bölge ve zorlasak her durağında bir şeyler bulabileceğimiz ana güzergâhımız oluyor bu gezide. Paris’in şehir merkezini bir spiral ya da bir salyangoz olarak tarif etmek yanlış olmayacaktır. Ile de Cité’den başlayan bu spiral genişleyerek Paris’in şehir tarihinin de haritasını çiziyor bir bakıma. Paris’in şehir merkezi “arrondissment” denilen 20 kısımdan oluşuyor. Nitekim Paris’te bir adresin posta kodunun son harfleri size hangi arrondissment’da olduğuna dair ipucu verir. Bu gerekli bilgiyi de not ettikten sonra, kısa zamanda Paris’i nasıl gezmeli sorunsalı üzerine bir takım pratik ipuçlarını sıralamaya başlıyorum.

  • Öncelikle Arrondissment’ları gösteren bir Paris haritasını açmalı, diğer tarafta ise bir Paris metro haritası tedarik etmelisiniz. Adres yazarken arondissement’ların önemi büyük olabilir, benim burada bahsetmemim sebebi sadece genel bir bilgi vermek. Gezerken, arrondissement’larla işinizin olmadığını görecekseniz. Tabii, Paris’e taşınmayı düşünüyorsanız, bu konuya eğilebilirsiniz.
  • Her arrondissment’daki görülecek yerleri işaretleyip, en merkezde kalan metro durağını seçtikten sonra, yeryüzüne bu metrodan çıkıp, yürüyerek keşfinize başlamalısınız. Çünkü bazı metro durakları aslında birbirine çok yakın.
  • 20 Arrondissment kulağa çok geliyor, ancak biz hepsiyle ilgilenmiyoruz. Üç gün ve daha azı için Paris’teyseniz, metroya daha sık başvurmalısınız.
  • Marais, Quartier Latin, St. Germain des Prés mahalleleri, benim için Paris’in daha genç ve dinamik yüzü.
  • Ancak yine de ilk günü Champs-Elysée, Tour Eiffel ve Louvre Müzesi gibi vakit alacak ziyaretlere ayırmak daha doğru olacaktır.
  • Benim için Paris üzerinden birçok önemli tespit yapan iki kitap var: David Harvey’nin Paris Modernitenin Başkenti ve Walter Benjamin’in Pasajlar kitabı.

Paris Arrondissement’ları Hakkında Kısa Notlar ve Gezilecek Yerler:

Le 1ere Arrondissement: Châtelet- Les Halles, Pont Neuf, Pont des Arts, Rivoli Caddesi, Louvre Müzesi, Jardins des Tuileries, Le Palais Royal gibi  birçok turistik mekanı sınırlarına alan bu bölgede yaşayan Parisli bulmak zor olsa gerek. Her taraf saray, bahçe, müze ne de olsa. Seine Nehri kenarını süsleyen, sandalyelerine oturmuş gazetesini okuyan satıcılarıyla, yeşil hediyelik eşya tezgahlarında daha çok bardak altlığı, Paris’in simgesi olmuş posterler, eski kitap ve gazeteler bulabilirsiniz.

Seine Nehri Kıyısındaki Tezgahlar

Le 3eme Arrondissement: Musée des Arts et Métiers, Muséee National Picasso, Quartier de l’Horlage bu bölgede dikkat çeken noktalardan birkaçı. Marais’de üçüncü kısıma sızıyor.

Le 4eme Arrondissement: Buranın parlayan yıldızı Marais bölgesi. Marais, birçok büyük şehirde karşılaşılan bir kaderi paylaşıyor aslında. Bir zamanlar göz önünde olmayan mahallelerinin yeniden keşfedilmesi durumu burası için de geçerli. Paris’in bir zamanlar dar sokaklar ve pasajlardan oluştuğunu belirtmiştim. Marais bu anlamda, Paris’in bu dönemini temsil eden bir bölge.

Turistik noktalar: Le Marais, Centre George Pompidou, Hôtel de Ville, Place de Bastille, Cathedrale de Notre-Dame de Paris.

Hotel de Ville-Paris

Le 5eme Arrondissement:  Bu bölge için yapabileceğim en güzel ve en klişe tespit, bir öğrenci semti olduğudur. Birçok mağaza ve bolca fotokopici göreceğiniz caddelerden oluşuyor.

Turistik NoktalarPanthéon, Jardin des Plants.

Panthéon-Paris

Le 6eme Arrondissement: Buranın en güzel tarafı Quartier Latin Mahallesi. Beş ve altıncı arrondissement arasında tampon olan bu mahallenin ara sokakları, hem iş hem de okul yolundakiler için kestirme sokaklar barındırıyor.

Turistik Noktalar: L’Eglise Saint-Sulpice, Le Jardin du Luxembourg.

Quartier Latin

Le 7eme Arrondissement: Pazar sabahları buraları fazla sakin bulabilirsiniz. Turistik Noktalar: Musée d’Orsay, Invalides, Tour Eiffel, Champs de Mars.

Tour Eiifel

Le 8eme Arrondissement: Arc de Triomphe, Place de la Concorde, Le Palais de L’Elysée, Avenu Champs-Elysée gibi Paris’in birçok simgesini içine alan bir diğer bölge de burası. Turistlerin çok sevdiği, pahalı restoranlar ve lüks mağazaları ile yok yok dedirten güzide Paris mahallelerinden oluşuyor. Yine de bir akşam üstü burada vakit geçirmek hiç fena bir fikir değil.

Le 9eme Arrondissement: Champs-Elysée gezilmeden Paris’ten dönülmez, bu çoğunluğun hem fikir olduğu bir yargı. Ancak ilk gidişiniz değilse, ya da hepsine yetecek kadar vaktiniz varsa bu seferki hakkınızı Madelain’de kullanabilirsiniz. Haussmann tarzı binaların sağlı sollu yükseldiği, eski kafeler ve ofislerle dolu bu geniş sokaklarda gezinmek, sizi Champs-Elysée’nin yoğun turist trafiğinden de kurtaracaktır. Çünkü buralarda yolunuz kesiştiği insanlar, gündelik pratiklerini sürdüren, meşhur tabir ile Parisien’ler.

Turistik Noktalar: Galaries Lafayette Haussmann, Opera Garnier, Madelain.

Le 18eme Arrondissement: Sacré-Coeur, Moulin Rouge, Le Mur des je t’aime, Montmartre ile karşınızda Paris’in en değişik mahallelerinden bir tanesi. Oldukça hibrit bir bölge tespitini yapsak yanlış olmaz sanırım. Nüfus kompozisyonunun bir kısmını, Paris’in Afrika’dan gelen göçmenleri, diğer kısmını ise buraları keşfedip, dönüştürmeye başlamış bir grup Parisli’nin oluşturduğu 18.kısım, oldukça da turistik noktalara ev sahipliği yapıyor. Ucuz sayılmayacak bistrolar ve kafelerle, toplumsal gelir skalasının en altında kalanların birlikte var olmaya çalıştığı enteresan bir bölge.

Montmartre
  • Ile de France’ın dışında kalanlar: Versailles Sarayı, Bois de Boulogne, Disneyland.

Paris’te Ulaşım, dert edilmesi gereken en son nokta. Tabi ki bizim için değil, kendi rahatları için şehrin her bir ucuna metro götürmüşler. Hele şu zamanda metro ulaşımı olmayan havaalanının olduğu İstanbul gibi bir şehirden Paris’e gelince, Paris’te bir yerden bir yere ulaşmak pek zor görünmüyor gözünüze. Sistemi çözmek de gayet kolay. Burada Paris’in sevgili ziyaretçilerine attığı tek kazık şu: alacağınız günlük ya da birkaç günlük biletler havaalanlarını kapsamadığı için 10€ gidiş, 10€ dönüş, 20€’luk ekstra bütçeyi havaalanı transferi olarak ayırınız. Kullandığınız metro biletlerini atmayınız, bazı duraklarda tam gün ışığını görüp, yakalanmadan çıktım diye sevinirken, görevliler sizden nazikçe biletinizi göstermenizi isteyecektir. Duymamazlıktan gelirseniz, seslerini duyuracaklardır.

Aéroport de Roissy Charles de Gaule’dan Paris merkeze ulaşım için RER B’ye binip otelinizin konumuna göre Châtelet ya da Gare du Nord’dan aktarma yapabilirsiniz. Geri dönüş içinse RER B’nin Aéroport Charles de Gaule 2TGV yönüne bineceksiniz. Biletinizi çıkışta tekrar okutmanız gerekiyor.

Aéroport D’Orly’den merkeze ulaşmak için iki seçenek var.

  • RER B + Orlyval: Saint-Rémy lès Chevreuse ya da Massy Palaiseu yönüne giden RER B’ye binip, Antony durağında indikten sonra Orlyval’e binebilirsiniz. Orlyval için biletleri herhangi bir metro istasyonundan 9,30€’ya alabilirsiniz. RER B+ Orlyval’e toplamda 12,05 € vereceksiniz.
  • RER C + otobüs: Pont de Rungis Aéroport d’Orly yönüne binip, Pont de Rungis durağında indikten sonra, Orly’ye giden ücretsiz servislere binebilirsiniz.

Şehir içinde ulaşım seçenekleri şu şekilde:

Tek kullanımlık metro bileti: 1,90 €.

10’lu bilet: 14,50€.

Paris Visite Pass Kart: 1. Ve 3. Bölge arasında geçerli olanını seçerseniz, havaalanı ulaşımını kapsamayacaktır. 1. Ve 5. Bölge arasında geçerli olan seçenek, havalimanı ulaşımını da içine alır. Paris Visit Kart bazı müzelerde indirim ve hızlı geçiş imkânı sunuyor. Ancak Paris’te ulaşım genel anlamda biraz pahalı. Çünkü bu tarz bir kart aldığınızda havaalanı da dahil olsun diyorsanız, 1-5. Bölge için almanız gerekir. Bir de Versaille Sarayı da listenizde varsa, 1-3. Bölge için olan bileti direkt elemenizi tavsiye ederim. Versaille Sarayı ve Orly Havalimanı 4.Bölge’de, Charles de Gaule Havalimanı ise 5. Bölge’de kalıyor.

1-3 Bölge:                         1-5 Bölge:

1 Günlük: 11,65 €.          24,50 €

2 Günlük: 18,95€.          37,25 €

3 Günlük: 25,85€.         52,20 €

5 Günlük:37,25€.           63,90 €

  • Taksilerde kısa mesafe gibi bir derdiniz olmasın. 7€ sabit bir ücret var.

Ulaşımı hallettikten sonra, başımızı sokacak bir yer de bulmamız gerekiyor. Châtelet durağına yakın bir yerlerde kalırsanız, çok rahat edersiniz. Hem yürüme mesafesinde birçok yer görebileceğiniz hem de metro durağı olarak tam bir aktarma merkezi olan bu bölge, konaklamak için ideal. Gard du Nord çevresi ilk tercihlerinizden olmasın. Konaklama seçimi için temel tavsiyem, birkaç metro istasyonunun geçtiği bir adres bulmanız.

Paris’te kimse İngilizce konuşmuyor, bilseler de konuşmuyorlar gibi cümlelere inanmayın. Bu klişe artık geçerli değil. Fransız aksanlı İngilizce anlaşılması zor olsa da Fransızca bilmiyor olmanız hiçbir problem yaratmayacaktır. Belki bu klişenin sebebi, İngilizce konuşsalar da Fransızca konuşuyor gibi anlaşılmadıklarındandır.

Genellikle 22.30 gibi restoranların mutfakları kapanır. Restoranlarda siz istemeden gelen ekmek ve sular ücretsizdir. Servis, ücrete dahildir. Ancak yine de hesabınızı kontrol edin. Eğer dahil değilse, bahşişinizi bırakın.

Paris’in havası çok dengelidir diyemem. Kışı soğuktur. Yazın Eiffel’in önünde çimlerde otururken bir bulut geçer, ıslanırsınız. Sonra bir rüzgar çıkar üşürsünüz. Bir saat sonra güneş tekrar çıkıverir. Yaz da olsa çantanıza bir hırka atın.

En güzel tarafı ise, Paris değişmez. Üç sene sonra tekrar gitseniz bile, daha önce yediğiniz restoran oradadır. Devretmemiştir. Restoran iken, kahveci ya da ayakkabıcı olmamıştır.

 

 

 

Written By
More from meltemkol

Bologna Gezi Rehberi

Bologna bir aktarma merkezi olarak yer etmiş hafızama. Sanki acil durum toplanma...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.