Turistler İçin Mimari Sözlük

İster bir broşürle ister sesli rehberle, isterseniz telefonunuzun yardımıyla gezin, bir kilise veyahut bir sarayı keşfederken, başvurduğunuz kaynakların çoğu size yeni bir sekme açtırma ihtiyacı duyuruyor. İşte bu yeni sekme genellikle, gezilen yerin mimari tarzı veya dönemi ile alakalı oluyor. Özetle, genellikle içinde bulunduğumuz durum şu diyorum. Floransa Katedrali’nin mimari türünün geç gotik ve Rönesans olduğunu öğrenip, geç gotik mimarinin kafamızda neyi canlandırması gerektiğini öğrenemiyoruz. Ve her zaman elimizde “yeni sekmede aç” seçeneği olmuyor. İşte bu sebeple turistler için, aslında kendimiz için basit bir el kitapçığına ihtiyaç duyduk.

Barok, Gotik, Geç Gotik, Rönesans, Romanesk, Art Nouveau derken, alt başlıklarla da uzayıp gidebilecek birçok mimari terim bir tarafta, Sacré Coeur, Floransa Katedrali, Pisa Kulesi, Belem Kulesi, Panteon, Sagrada Familia ve niceleri diğer tarafta. Hal böyle olunca da özellikle Avrupa seyahatleri için bu mimari tarzları duyunca en azından dönemsel bir sınıflandırma yapabilme kabiliyetine sahip olmak istedik. Mimari tarzlara göz atmadan önce, okuyup da anlayamadığımız birkaç mimari terimi de not düşüyoruz. Tamamen sadeleştirilmiş, sadece fikir vermesi amacı ile yazılmıştır, belirtelim.

Tonoz: Kemerlerden oluşan tavan örtüsü olarak tanımlanıyor. Çapraz, kaburgalı, beşik, yelpaze gibi bir çok çeşidi var. Çapraz tonozlarla Romanesk Mimari’de daha çok karşılaşıyoruz. Gotik Mimari’de ise, çapraz tonozların yerini kaburgalı tonozlar alıyor. Görselden ziyade, teknik bir takım farklılıklar olduğu söyleniyor.

Çapraz Tonoz- Kaburgalı Tonoz Kaynak: http://milliyetsanat.com/haberler/sanat-terimi/tonoz/200

Payanda: Binaları desteklemek amacıyla ahşap ya da beton dayanak. Bir de bizim sıklıkla duyacağımız kemerli versiyonu var.

Romanesk Mimari:

Kesin bir zamansal kategori yapmak zor olsa da 6.yy ve 10.yy’ın sonları arasında, yani Orta Çağ Avrupa’sında filizlenmiş bir mimari üslup. “Bu yapı Romanesk” diyebilmek için dikkat edilecek birkaç nokta var. Romanesk mimaride önemli olan dayanıklılık. Kalın duvarlar, yuvarlak kemerler, dayanıklı sütunlar, çapraz kemerler ve simetrik planlar ve büyük kuleler öne çıkıyor. Duvarlar yeterince sağlam ve kalın olduğundan ötürü çok fazla payandanın kullanılmadığı bu yapılarda, yarım daire biçimindeki kemerler ve büyük kiliselerde, yapının diğer kısımlarından daha yüksek olan uzun ve dar kısımı, diğer kısımlardan ayırmak için küçük kemerlerden oluşan pasajlar vardır. Romanesk mimaride kullanılan materyaller bölgelere göre değişiklik gösterir. Tuğla, kireçtaşı, granit gibi yerel taşlar kullanılır. Kuleler ise genelde kare, dairesel ya da sekizgen formda karşımıza çıkabilir. Avrupa’nın farklı bölgelerinde Romanesk tarzda evlere, saraylara, kalelere, köprülere, büyük katedrallere ve manastırlara rastlayabiliriz.

Romanesk Mimariden bir demet: Pisa Katedrali, Lizbon Katedrali

Pisa Cathedral

Gotik Mimari:

Zaman çizgisinde biraz ilerlediğimizde, Romanesk tarzı geride bırakıp Gotik mimarinin yükselişini görüyoruz. Gotik mimari olduğunu öğrendiğimiz bir yapı için yapacağımız ilk tespit, 12.yy ve 16.yy arasında inşa edildiği olmalı. 19.yy ve 20.yy arasında yeniden canlandığını not düşelim. Romanesk mimarinin sadeliğinin bir adım önüne geçerek, oldukça gösterişli yapılar ortaya çıkmış. Bu tarihten itibaren, yarım daire şeklinde değil, kaburgalı tonoz denilen sivriltilmiş yarım daireler ve kemerli payandalar sahneye çıkmış. Gül pencereler, oymalar, heykeller, iç ve dış süslemelerin yanı sıra mozaik camlar, vitraylar, muraller aracılığıyla genelde İncil’den hikayelerin betimlendiği oldukça yoğun bir sembolizm göze çarpıyor. Gotik mimaride dış yapılarda dikkat çeken ürkütücü tuhaf heykelleri görmüşsünüzdür. Bunların işlevi, çatıda biriken suları tahliye etmek. Bu tarz kiliselerin yapısı çoğunlukla haç şeklinde planlanmış. Orta Çağ’ın toplumsal yapısında dinin ne kadar önemli bir referans olduğunu göz önüne aldığımızda, ilahi gücün kuvvetini bireylere unutturmamak adına bu gösterişli yapıların ortaya çıkması şaşırtıcı değil.

Gotik Mimari’den bir demet: Notre Dame de Paris Katedrali, Milano Katedrali, Cologne Katedrali

Barselona Katedrali

Rönesans Mimarisi:

Özellikle Floransa gezilerinde sıkça karşılaştığımız Rönesans Mimarisi, 14.yy ve 17.yy mimarları tarafından hayatımıza kazandırılmış. Rönesans, aynı zamanda bir rasyonelleşme sürecini ifade ettiği için, mimari tarzlarda da simetri, oran, geometri gibi matematiksel referanslar öne çıkmış. Gotik mimarinin o sivri kemerleri, göğe uzanan kulelerini arkada bırakarak, Romanesk mimaride görülen yarım daire kemerlere geri dönülmüş. Kuleler yerlerini kubbelere bırakmış. Bunlara ek olarak, Rönesans mimarisinde mermer kullanımı da oldukça yüksektir. Brunelleschi, Rönesans mimarları arasında akla ilk gelendir.

Floransa Katedrali, St. Lorenzo Bazilikası, Medici Şapeli

Floransa Katedrali

Barok Mimari:

Ve insanoğlu artık doğaya da hükmediyor. Sömürge savaşları kızışmışken, güç gösterilerinin maddi kültür üzerinden gerçekleşmemesi çok şaşırtıcı olurdu. Markizler, düşeşler, dükler, kontlar havada uçuşurken, fıskiyeli havuzlar, bir örnek tıraşlanmış ağaçlar, heykellerle süslenmiş bahçeli saraylara ihtiyaç duyulması şaşırtıcı değil. Bu kadar soylu nerede yaşasın? 16.yy ve 18.yy arasında ilahi otoritenin kudretini göstermekten ziyade, dünyevi güç ve zenginliğin sergilenmeye başladığı bir dönem olmuş. Barok mimarisi de genellikle saraylar ve malikanelerde kendini göstermiş. Göğe uzanan sivri kuleler, yerini tekrar dairesel ölçeklere bırakırken, canlı renkler, süslü salonlar ortaya çıkmış. Bir züccaciye fuarı gezer gibi hissettiğiniz bir mekandaysanız, barok mimari olma olasılığı çok yüksektir. Bu mekanların tavanlarına göz atmayı unutmayın. Bolca fresk göreceksiniz.

Barok Mimari’den bir demet: Versaiilles Sarayı, Belvedere Sarayı

Chataeu de Versailles- La Galerie des Glaces Kaynak: http://www.chateauversailles.fr/decouvrir/domaine/jardins
Versailles Sarayı Bahçesi Kaynak:http://www.chateauversailles.fr/decouvrir/domaine/jardins

Art Nouveau:

Art Nouveau sanat akımının mimarideki yansımaları çok renkli, çok değişik yapılar ortaya çıkarmış. Art Nouveau bir yapıda, demirin kullanıldığını hatta kullanılmaktan ziyade sanata dönüştüğünü görüyoruz. Art nouveau mimari de demir kadar, camın da yeri büyük. Merdivenler ve koridorlar binaların merkezine yerleştirilmeye başlanmış. Oymalar, dalgalı yüzeyler, hayvanlar, bitkiler, çiçekler, renkler…Bu temalar, Art Nouveau mimaride bir yerden karşınıza çıkıveriyor.

Yine de şunu not düşmekte fayda var. Bu şahane yapılar çok uzun yıllarda tamamlandığı için birden fazla mimari tarza sahipler. Zaten, çoğunlukla “Romanesk tarzda başlayıp, Gotik tarzda bitti” gibi açıklamalar görmek mümkün. Burada sadece en çok göze çarpan, bir turist için duymamış olması imkânsız en temel mimari tarzlara göz atalım dedik.

Written By
More from meltemkol

Brüksel Yeme-İçme Rehberi: Daha Fazla Kalori

Gezip görmek çok güzel. Ne var ki tatilleri güzelleştiren diğer bir nokta...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.