Pisa’da Gezilecek Yerler: Haksızlığa Uğramış Bir Meydan “Mucizeler Meydanı”

Mucizeler Meydanı- Piazza dei Miracoli
Mucizeler Meydanı- Piazza dei Miracoli

Pisa öyle bir şehir ki, insan ne birkaç gününü buraya ayırmak istiyor ne de bu küçük şehri görmeden gelmek. İşte bu sebepten, İtalya’da yollar Pisa’ya yakın bir şehre düşünce bir gün de Pisa’ya ayrılıyor. Pisa’da gezilecek yerler dediğimizde hepimizin aklına aynı fotoğraf geliyordur kuşkusuz. Pisa Kulesi. Kuleyi iten, tekme atan, kuleye sarılan, önünde amuda kalkan ve bunun gibi birçok fotoğrafa denk gelmişizdir. İşte hep bu fotoğraflar yüzündendir ki, Pisa’yı, Pisa Kulesi’nden ibaret, yeşil bir meydanda bir yamuk kalenin dikili olduğu bir şehir olarak kabul ediyoruz. Bu sebeple, Pisa Kulesi’nin olduğu meydana vardığınızda, büyük bir şaşkınlık geçiriyorsunuz. Çünkü bu meydan, Mucizeler Meydanı, sadece yamuk bir kuleden ibaret değil. Pisa Kulesi’nin dışında ve hemen onun yanı başında iki büyük kilise daha var. Surlarla çevrili bu meydan, turistler tarafından tam anlamıyla haksızlığa uğramış.

Pisa’ya ne zaman gidilmeli derseniz, ilk bahar ve son bahar ayları doğru bir tercih olabilir. Ocak ayında Pisa’da bulunmuş biri olarak söyleyebilirim ki, İtalya’nın soğuğu da acımasız olabiliyor. Pisa şehri, genellikle koştur koştur İtalya turlarının yol üstündeyken buraya da uğrayalım dedikleri, tur programlarını da zenginleştiren bir şehir. Bu sebeple, genellikle günü birlik hatta yarım günlük ziyaretçilerin akınına uğruyor.

Pisa’yı hangi araya sıkıştırmak gerekir diyorsanız, birkaç şehirlik değil sadece birkaç günlük bir vaktiniz varsa, rotanız ne zaman Floransa’yı gösterirse, Pisa’yı da kısa Floransa tatilinizin arasına eklemek doğru bir tercih olacaktır. İstanbul’dan haftanın belli günlerinde gerçekleşen Pisa uçuşları ile de tatilinizi buradan başlatıp, daha sonra Floransa’ya geçebilirsiniz. Veyahut, Floransa’dan bir buçuk saatlik ve 8,40€’luk bir tren biletiyle Pisa’ya ulaşabilirsiniz. Floransa Santa Maria Novella tren garından biletlerinizi alabilir ve Pisa’ya ulaşabilirsiniz. Biletinizin üstünde Pisa Centrale yazmasına rağmen, gardaki bilgi ekranlarında Pisa Centrale’i göremeyeceksiniz. Treninizin hangi perondan kalkacağını öğrenmek için ekranlarda La Spezia trenine bakmalısınız. Ayrıca, makinadan biletlerinizi aldıktan sonra garın girişinde ve içinde bulunan makinalardan onaylatmanız gerekiyor.

Floransa-Pisa Tren Bileti

Pisa’da Gezilecek Yerler:

Pisa Centrale durağına varıldığında, ulaşılmak istenen ilk hedef hemen hemen herkesin kafasında aynı nokta oluyor sanırım. Pisa Kulesi. Pisa Kulesi’nin bulunduğu Mucizeler Meydanı’na ulaşıldığında zaten Pisa’da görülecek yerler listesinin çoğunluğu bitiyor. İşte bu sebeple kuleye yürürken yol üstündeki birkaç durağa uğrayabilirsiniz. İşte iner inmez görecekleriniz:

Tuttimonda di Keith Haring: Tren Garından çıkıp karşıya geçtiğinizde Piazzo Victoria Emmanuel II Meydanı’nı göreceksiniz. Meydanın solunda, St. Antonio Kilisesi gözünüze çarpacak. Şaşalı bir kilise aramayın sakın. Bu kilisenin etrafında dolaşıp güney cephesini bulduğunuzda ünlü grafiti sanatçısı, ressam Keith Haring’in yaptığı duvar resmini göreceksiniz. Her figürün ayrı bir anlam taşıdığı duvar resminde ana tema ise harmoni ve barış. Renklerin seçiminde ise şehirde kullanılan renklerle uyumu esas aldığı söyleniyor. Bu ismi akılda tutup, araştırmanızı öneririm.

Tuttumonda Mural-Kaynak: turismo.intoscano.it

Corso İtalia: Pisa’nın en meşhur caddelerinden bir tanesi olan Corso İtalia, tren garından beş dakika yürüme mesafesinde. Piazzo Victoria Emmanuel II Meydanı caddenin başlangıç noktası iken, cadde sizi Ponte di Mezzo’ya kadar götürüyor. Nehrin karşısına geçtikten sonra Plazza Garibaldi Meydanı karşınıza çıkacak.

Borgo Stretto: Garibaldi Maydanı’ndan Mucizeler Meydanı’na ulaşmak için kendinizi Borgo Stretto’ya atmanızı öneriyorum. Burası eski şehire giriş kapısı gibi. Caddenin sağında ve solunda kemerli binalar, dar sokaklarla birleşince çok güzel bir yürüyüş yolu ortaya çıkarmış. Kafeler, restoranlar ve farklı ürünlerin satıldığı dükkanlarla zenginleşen bir eski şehre şahit oluyorsunuz. Bargo Stretto, aslında bir orta çağ şehrinin nasıl planlandığının örneği gibi. Buradaki işletmelerin birçoğu çok uzun zamandan beri oradalar ve Pisalıların da uğrak yerleri olmuşlar. Buralardaki kafe ve restoranlarda yan masalarda oturanların turist yerine Pisalı olma olasılığı çok daha yüksek. Özellikle üniversiteli gençlere rastlamanız mümkün.

Piazza dei Cavalieri: Bargo Stretto’nın devamında Pisa Kulesi’ne varmadan duracağınız son nokta. Orta çağda Pisa’nın idari ve siyasi merkezi olan Meydan’da, Palazzo della Carovana, Palazzo del Consiglio dei Dodici, Palazzo dell’Orolgio sarayı, Chiesa di San Sisto ve Chiesa di Santo Stefano dei Cavalieri kiliseleri bulunuyor. Meydana ve ara sokaklara yayılmış, antika ürünlerin, el işi parçaların satıldığı tezgahlara burada rastlayacaksınız.

Piazza dei Miracoli: Buraya neden Mucizeler Meydanı dediklerini tahmin etmek çok zor değil. Mucizeler Meydanı ismi İtalyan yazar ve şair Gabriel d’Annunzio tarafından miras kalmış. Bir kısmı yemyeşil çimlerle kaplı meydanda dört tane dini yapı bulunuyor. Pisa Cathedral, Pisa Baptistry, Campanile ve Composanto Monumental bu meydandaki mimari güzellikleri oluşturuyor. Aynı zamanda Ospedale Nuovo di Santa Sprito’da bu meydanda bulunan bir başka yapı. Pisa Tren Garı’ndan çıkıp yürümeye başladığınızda önce Pisa’nın sakin sokaklarını keşfedecek, yürümeye devam ettikçe Pisa Kulesi’nin tepesini görüp adımlarınızı hızlandıracaksınız. Bu sakin sokaklar, siz ilerledikçe sağlı sollu kafe ve restoranlarla zenginleşiyor. İşte o anda bu küçük şehrin sokakları kocaman bir meydana açılıyor. Karşınızda, yemyeşil çimlerin üzerine özenle yerleştirilmiş beyaz mermer yapıları, surlarla çevrilmiş duvarları ile Mucizeler Meydanı.

Piazza del Duomo

Pisa Cathedral: Mucizeler Meydanı’nda Pisa Kulesi’nin gölgesinde kalmış, çoğu kişinin varlığından oraya gittiğinde haberdar olduğu bir Katedral. Mimariden anlamamakla birlikte, biraz araştırınca katedralin mimarisinde kullanılan tarzların aslında bir kültürel etkileşimin ürünü olduğunu öğreniyoruz. Bizans, Roma ve Arap mimarisinden farklı sembollerin görüldüğü bu Katedral, Pisa şehrinin büyüklüğünü göstermek için yapılmış. Başka bir deyişle anıtların, dini yapıların genelde bir güç simgesi olarak ortaya çıktıklarını gösteren bir başka örnek oluyor. On ikinci yüzyılda ana kapının üstüne yerleştirilen bronz varaklarla tam anlamı ile bitmiş olan Katedral, 1595 yılındaki yangınla büyük bir hasara uğramış.

Katedrale giriş ücretsiz. Ancak yine de fixed time free ticket diye bir sistem oluşturmuşlar. Bu da demek oluyor ki ücretsiz de olsa bir bilet almanız gerekiyor. Ancak Mucizeler Meydanı’ndaki diğer yapıları ziyaret etmek için bir bilet aldıysanız, Katedrali istediğiniz zaman gezebiliyorsunuz.

Pisa Cathedral

Pisa Baptistery: İtalya’daki en büyük vaftizhane olan bu yapı 12.yy’da eski bir vaftizhanenin yerine yapılmaya başlanmış. Eskiden kiliselerin dışında ancak kiliseye yakın yerlerde gerçekleştirilen vaftiz törenleri için yapılan vaftizhaneler, törenlerin artık kiliselerin içinde küçük bir bölümde yapılmasından ötürü inşa edilmeseler de 12.yy’da yapılmış bu vaftizhane Mucizeler Meydan’ındaki en güzel yapılardan bir tanesi. 5€ vererek vaftizhanenin içini ziyaret edebilirsiniz.

Pisa Baptistery

Torre Pendente di Pisa: Mucizeler Meydanı’nın belki de Mucize sıfatını kazanmasındaki en önemli pay bu çan kulesine ait. Gün geçtikte yamulan, herkesin üzerine kafa yorduğu aslında yamuk olmasa Piazza del Duomo’daki diğer dini yapılar gibi harika mimarisi dışında sadece bir çan kulesi olarak ziyaret edeceğimiz Pisa Kulesi’ne olan haklı ilgi, meydandaki diğer yapıları gölgede bırakmış. Büyük bir çoğunluğumuz o yemyeşil meydanda sadece bu kulenin olduğunu sanıyor olabilir. Bu çok normal. Katedral ve Vaftizhaneden sonra üçüncü olarak çan kulesi işlevi ile Pisa Kulesi yapılmış. Kulenin zeminindeki killi ve kumlu toprak, şu an 5,5 derece olan eğimin sebebi olarak belirtiliyor. Ciddi bir yıkım tehlikesi altında olan kule, bir müddet güçlendirme çalışmaları için kapalı tutulmuş. Giriş ücreti 18€ ve biletleri internetten satın alma seçeneği mevcut.

Kule’nin zaman içinde yıkılacağına dair bir takım bilimsel tahminler var. Bu üzücü teknik gerçeklikleri bir kenara bırakırsak Pisa Kulesi gerçekten görülmesi gereken bir yer. Özellikle Mucizeler Meydanı’na biraz geriden baktığınızda kulenin önünde türlü türlü fotoğraf çekmeye çalışan insanları izlemek çok keyifli. Kule ile çektireceğiniz yaratıcı ya da klasik fotoğrafı elde ettikten sonra bir de oradaki insanların fotoğrafını çekmenizi öneririm. Havada asılı bir sürü el, boşluğa sarılan ya da boşluğa bir tekme sallayan insanlar tuhaf ama eğlenceli bir manzara sunuyor.

Torre Pendente

Camposanto Monumentale (Camposanto Vecchio): Piazza del Duomo’daki dini kompleksin son parçası Camposanto. Mermerin İtalyan heykeltıraşlar ve mimarlar tarafından nasıl şekil değiştirdiğine tanıklık edebileceğiniz bir yer. 1277’de mezarlık olarak açılan Composanto, İncil’den sahnelerin anlatıldığı ve Dante’nin Komedyası’ndan ilham alan fresklerin de katkısıyla zamanla bir müze şeklini almış. 16.yy’dan itibaren Medici ailesinin üyelerinin mezarları da buraya getirilmiş.

Museo delle Sinopie (Sinopie Müzesi): Mucizeler Meydanı’nda göreceğiniz kırmızı tuğlalarla çevrili bu bina, eski bir hastaneden müzeye çevrilmiş. Sinopie Müzesi, bir zamanlar hacılara, fakirlere, yetimlere ve hastalara hizmet veren Ospedale Nuovo di Santo Sprito hastanesi ile alakalı değil. Müzenin hikayesi, şimdi duvarları mermerle kaplı olan Camposanto’da 1944 yılında gerçekleşen bir bombardıman sonucu çıkan yangınla başlıyor. 1944 yılındaki yangının etkisi ile, Camposanto’nun fresklerinin sıvaları ayrılmaya başlıyor. 1947 yılında duvarlardan ayrılmaya başlayan freskleri kurtarmak için çalışmalar yapılırken, fresklerde de kullanılan ve kırmızı renk pigmentinin adı olarak tanımlayabileceğimiz sinopie’lerden oluşan desenlerin o zamana kadar korunduğu ortaya çıkıyor. Bu desenler, hummalı bir çalışma ile duvardan ayrılıp, bugün Sinopie Müzesi dediğimiz binaya taşınıyor ve sergilenmeye başlıyorlar. 5€ vererek müzeyi gezebilirsiniz.

Palazzo Blu: Dönüş yolunda, köprüyü geçip nehir kıyısında kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz bir kültür merkezi. Hem müze kısmı hem de dönemsel sergilerin olduğu kısımdan oluşan Plazzo Blu, isminden de tahmin edilebileceği gibi, eski bir sarayın yenilenmesi ile şehre kazandırılmış mavi renkli bir yapı. İsmindeki saray sizi yanıltmasın, görkemli bir saray değil, eski, güzel bir ev gibi duruyor.

Palazzo Blu- Kaynak: turismo.pisa.it

Giardino di Scotto: Şu an bir park olarak kullanılan bu güzel bahçe, oldukça hareketli bir geçmişe sahip. Bir zamanlar zanaatkarların toplanma yeri olmuş. Florentin’ler Pisa’yı ele geçirdikten sonra buraya bir sur inşa etmişler. Son olarak 1787 yılında Domenico Scotto buraya bir konak yaptırmış.  Orta çağda yapılan surlar bir anda konağın bahçesine dönüşmüş. Scotto’nun son varisleri aracılığıyla Scotto’nun bahçesi, halka açık bir parka dönüşmüş. Günümüzde açık hava sineması gibi birçok etkinliğe ev sahipliği de yapıyor. Corso İtalia caddesinin sonunda nehir kenarına ulaştığınızda, nehir kenarından doğuya doğru yürüdüğünüzde bu bahçeye ulaşabilirsiniz.

Galileo’nun şehri Pisa, küçük ama vakit ayırdığınıza pişman olmayacağınız, yarım gün dahi olsa sizi mutlu edecek bir İtalyan şehri. Eminim ki, İtalyan tarihine, edebiyatına, mimarisine özel ilgisi olanlar bu şehirde bizim gezip göremediğimiz, görüp de anlayamadığımız birçok nokta bulacaktır.

 

 

Written By
More from meltemkol

Porto Yeme-İçme Notları: Mutluluk Garantili

Portekiz, son yılların en gözde rotalarından biri. Avrupa’nın en uç noktasında, klasik...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.