Lizbon’da Gezilecek Yerler: Seçenek Çok, Görecek Çok, Karar Vermek Zor

Lizbon’da gezilecek yerleri nasıl bir liste yapmak gerekir diye düşünürken, en uygun yolun şehrin en simgesel bölgeleri ve o simgesel bölgeler arasındaki ara durakları anlatmak olduğuna karar verdim. Bu sebeple ilk olarak Lizbon’un simgesel yapılarından başlıyoruz. Tekrar ediyorum, Lizbon’da Gezilecek Yerler listesine, Lizbon’un sahilleri gibi bir alt başlık açmak da mümkün. Çünkü Lizbon’un böyle güzel bir yüzü daha var. Ancak bu liste, Lizbon’da denize girmeyeceğinizi varsayarak hazırlandı.

Praço do Comercio (Ticaret Meydanı): Bu kocaman U şeklindeki meydanı ve arkasındaki yüksek kapıyı (Arco Monumental da Rua Augusta) gördükten sonra, keşke karadan değil de gemiden inip buradan geçerek şehre girsem diye geçiriyor aklından insan. O dev kapının üstü seyir terası işlevi de görüyor.Bizim otelimiz buraya çok yakın olduğu için, yaptığımız ilk iş meydana yürümek oldu. Buraya geldikten sonra ister istemez Tejo Nehri boyunca yürümeye başlıyorsunuz. Bu yürüyüş, nehir kıyısında bulunan merdivenlere oturup, 25 Nisan Köprüsü’nü karşınıza alarak bir şeyler yiyip içtikten sonra diğer saatlerinizi planlamanıza fırsat yaratıyor. Ayrıca Ticaret Meydanı’ndaki Tramway durağından geçen 15 numaralı tramway sizi Belem Kulesi (Torre de Bélem) ve Jéronimos Manastırı’na  (Mosterio dos Jéronimos) ulaştıracaktır. Belirtmekte yarar var, bu hattın yoğunluğu, size Lizbon’da küçük bir İstanbul esintisi yaşatabilir. Genellikle kalabalık bir hat. Ama o kalabalık sizin gibi turistlerden oluştuğu için, kimse halinden şikâyetçi değil. Tutunacak yer bulamadığınız zamanlar olabilir ancak halinize gülerken, bu evrensel dil tanımadığınız diğer insanlarla birlikte gülmenize ve kendinizi bir sohbet içinde bulmanızla sonuçlanabilir. Eğer Lizbon’a erken vardıysanız ki Lizbon ile aramızda artık üç saat olduğu için, herhangi bir sabah uçuşu, sizi, Lizbon yerel saati ile 11:00 gibi şehre getirmiş olacaktır- Bélem bölgesini gezebilirsiniz ya da bir sonraki gün sabah erkenden yola düşebilirsiniz. Ancak ben kendi rotamızdan devam ediyorum.

Sé de Lisboa- Sé Patriarcal de Lisboa (Lizbon Katedrali):

Tejo Nehri’nde gelecek istasyonu Castelo de S.Jorge (St. George Kalesi) olarak belirleyip, yürüyebileceğimize kanaat getirdikten sonra yola koyulduk. Bu yürüyüşe tırmanış demek daha yerinde olacaktır. Ticaret Meydanı’nın arkasında görünen ağaç topluluğuna uzanan bir tırmanış oldu bizimkisi. Dar sokaklar arasında gittikçe dikleşen yokuşlardan çıkarken karşınıza çıkan ilk muazzam yapıyı bizim gibi St. Goerge Kalesi sanmayınız. Yanılırsınız. Kaleye niyet Katedrale kısmet oldu. Kötü de olmadı, hem Lizbon’un en eski kilisesini gezmiş hem de biraz nefes almış olduk. Kilise’ye giriş ücreti 4€.

Sé Lisboa
Sé Lisboa

Alfamo: Lizbon Katedrali’ni gezdikten sonra yolu biraz uzatıp Alfamo bölgesi üzerinden St. George Kalesi’ne varmanızı öneriyorum. Böylelikle birbirine yakın yerleri tamamlamak daha kolay olacak. Bunun tam tersi de yapılabilir. Önce kaleye çıkıp, inişi Alfamo üzerinden yapabilirsiniz. Hatta yazarken fark ediyorum, keşke öyle yapsaydım. Dilerseniz 28 numaralı tramway işinizi oldukça kolaylaştırır. Bir mahalle diyebileceğimiz Alfamo eski Portekiz evleriyle dolu. Gezmesi çok keyifli. 28 No’lu tram Lizbon’un simgelerinden bir tanesi. Lizbon’a kadar gelmişken binmek isteyebilirsiniz. Ancak bu tram’lerin de çok kalabalık olduğunun altını çizelim.

Tram 28
Tram 28

Portas Do Sol: Alfamo’nun yokuşlarına gire çıka, haritanızın da yardımıyla bir seyir terası olan Portas Do Sol’a varabilirsiniz. Biraz dinlenmeye ihtiyaç olacak. Buradan da St. George Kalesi’ne doğru tırmanışa devam edeceğiz.

Castelo de S. Jorge (St. George Kalesi): Portas Do Sol’dan tekrar yürümeye başladıktan yaklaşık yarım saat sonra Kale ufukta görünüyor. Ancak yine de belirtmekte yarar var, biz biraz uzun yolu tercih ettik. St. George büyük bir kale, farklı bölümlerden oluşmuş. Biletle birlikte verilen broşür, kaleye dair güzel bir özetleme yapmış. Tavus kuşlarının gezindiği bahçesi Lizbonlu gelin ve damatların da dış çekim mekânı olmaktan kaçamamış.  St. George Kalesi Lizbon’un en yüksek tepesine konumlandırılmış. Giriş ücreti 8,5€.  Kale duvarlarının arasından kesik kesik görünen manzara gerçekten görülmeye değer. Bu tırmanışın ardından iniş gözünüzde hiç büyümeyecek. Çıkıştan çok daha hızlı ve kestirme bir yoldan kendinizi Praço do Comercio’da bulacaksınız.

Mosterio dos Jéronimos (Jeronimos Manastırı): Kafamda ikiye ayırdığım Lizbon’un batı tarafını gezmekle başladık ikinci güne. Praço do Comercio’dan 15 numaralı tramway ile yaklaşık yarım saatte Bélem Bölgesi’ne varılıyor. Burada, Lizbon’da görülmesi gereken yerler listenizde birkaç maddenin üstünü çizmiş olacaksınız. Aynı tram Baixa’dan da geçiyor, dilerseniz oradan da binebilirsiniz. Ancak biraz daha tenhayken binmek için Ticaret Meydanı daha uygun. Şansınız varsa oturur, yoksa da en azından kendinize tutunacak güzel bir yer bulabilirsiniz. Köprünün ayaklarının altından geçerek Mosterio dos Jéronimos durağında ineceksiniz ki zaten herkes orada inmiş olacak. Size tavsiyem, burada görülecek yerleri Pasteis de Belem pastanesinin doluluk durumuna göre sıralayın. Burası genellikle önünde kuyruk olan bir yer, ama boş da olabiliyor. Kuruk yoksa hemen girin içeri çünkü on dakika sonra ise müthiş bir kuyruk olabilir. O halde Pasteis de Bélem’e küçük bir parantez açmak istiyorum. Manastıra dönecek olursak, önünde uzun kuyruklar olan bir yer. Manastırın hikâyesi oldukça uzun, bir söylentiye göre Vasco da Gama denize açılmadan önce burada kalıyormuş.

Mosterio dos Jeronimos
Mosterio dos Jeronimos

Padrao dos Descobrimentos (Keşifler Anıtı): Portekizli kâşiflere adanmış bir anıt burası. Biz gittiğimizde tadilat vardı. Manastırdan sahile geçtiğinizde karşınıza çıkacak. Bu anıt 1940 yılında inşa edilmiş. Portekizli denizciler ve kaşifler için yapılmış. Anıttaki figürlere bakarken, insan kendini şu diyaloğun içinde buluveriyor. “… Pasifik’i ilk geçen Avrupalı Macellan’sa Vasco de Gama kimdi?.. Yok o Hindistan’a ilk giden Avrupalıydı? O zaman Amerigo Vespucci ne yaptı? ” Bir anda, konuyla ilgili bilginizin hiç güvenilir olmadığını anlıyorsunuz.

Torre de Belem (Belem Kulesi): Sahil şeridinde yürümeye devam ettiğinizde Belem Kulesi’ni göreceksiniz. Tahmin edebileceğiniz gibi Belem Kulesi’nin yapılış amacı da Portekizli denizcilerle bağlantılı. Burayı da gezdikten sonra köprünün ayaklarına doğru şahane bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Torre de Bélem

Avenida da Liberdade: Lizbon’da yeteri kadar vaktiniz olduğunu düşünüyorsanız burada bir yürüyüş yapıp, restoran ve mağazalara göz atabilirsiniz. Uzun bir cadde burası ve yolun sonu Marquês de Pombal meydanına uzanıyor. Marquês de Pombal, Portekiz tarihinde önemli bir siyasetçiymiş. 18.yy’da Avrupa birbiri ile savaşırken, Pombal Avrupa’nın birçok yerinde siyasi misyonlarda bulunmuş. Meşhur Lizbon depreminden sonra da şehrin kendine gelmesi için Marques de Pombal fazla mesai harcamış. Portekizliler arasında iyi mi kötü mü anılır bilemiyorum, ama biraz görkemli bir anıtı dikilmiş. Bu anıt, dünyanın her yerinde karşımıza çıkan, kültürel belleğin daimi tazelenmesine ve tarihin anımsatılmasına hizmet eden anıtlardan sadece bir tanesi. Eğer listenizde bir yerlerden feragat edecekseniz, Marques de Pombal Meydanı olabilir.

Bairro Alto ve Chiado: Buralar iç içe geçmiş gibi. O yüzden ayrı ayrı anlatmak istemedim. Sınırları birbirine karışmış. Gündüz Cihiado’daki minik meydanları dolaşıp gece canlanan Bairro Alto’ya geçebilirsiniz. Bairro Alto, Lizbon’da gece hayatının merkezi olarak ünlenmiş. Gündüz ise panjurları kapalı, kimseciklerin dolaşmadığı daracık sokaklar göreceksiniz. Burada sokaklar, bir nevi akşamdan kalma gibi. İki pencere arası uzanan süslemeler, bar ve restoranların kapılarında alınmayı bekleyen minik çöpler, gündüz yolunuz oradan geçerse, sanki düğün bitmiş de siz hala düğünü terk etmemişsiniz gibi hissettirebilir. Akşam uğramakta fayda var.

Baixa: Ticaret Meydanı’ndaki kapıdan geçtiğimizde bizi karşılayacak olan capcanlı bir alan. Akşam yemeğini yiyip, beş dakika yürüyerek nehir kıyısına inilebilir ya da Bairro Alto’ya doğru yola koyulabilirsiniz.

 

Bu listenin çoğu bir turistin Lizbon’da ilk göreceği yerler arasında ki biz de hepsini gördük. Ancak bu listenin arasına birkaç güzel müze ya da dinlenme noktası eklersek Lizbon geziniz çok daha keyifli hala gelecektir. Test edip onaylanmıştır. Alternatif duraklar için Lizbon Müzeleri ve Seyir Terasları yazısında güzel önerilerim var.

 

 

 

Written By
More from meltemkol

Bükreş Gezi Rehberi II: Bükreş’te Ne Var Ne Yok

Bükreş… Romanya’nın başkenti… Türkiye’ye göre ucuz kalan ender şehirlerden bir tanesi. Üstelik...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.